Diplomasinin Zirvesi Antalya'da Buluşuyor
Diplomasinin Zirvesi Antalya'da Buluşuyor
İçeriği Görüntüle

YÖREX öncesi konuşan ATB Başkanı Ali Çandır, coğrafi işaretli ürünlerde hem tescil hem pazar büyüklüğüne dikkat çekerek, "Dünyadaki 200 milyar dolarlık coğrafi işaretli ürün piyasasından pay almak için çalışıyoruz" diye konuştu.
"Sizin oraların nesi meşhur?" sloganıyla hayata geçirilen ve bu yıl 13'üncü kez düzenlenecek YÖREX, ANFAŞ Kongre ve Fuar Merkezi'nde gerçekleştirilecek. Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, YÖREX öncesi düzenlenen basın toplantısında, Antalya'da gerçekleştirilen Yöresel Ürünler Fuarı ile Türkiye'nin yerel ürünlerinin coğrafi işaretlerle tescillenmesi, korunması, ekonomik değer kazanması ve hem ulusal hem de uluslararası alanda tanıtılması için yürütülen çalışmalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

"YÖREX, ekonomik kriz döneminde doğdu"
YÖREX'in 2008 ekonomik krizi döneminde TOBB'un "Kriz varsa çare de var" kampanyası kapsamında ortaya çıktığını belirten Çandır, o dönemde yerli üretimin geri plana itilmesinin kırsaldaki üretim gücünü de zayıflattığını söyledi. Çandır, "2008 yılında Türkiye'nin yaşadığı ekonomik krizde Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği 'Kriz varsa çare de var' diye bir kampanya başlatmıştı. O dönemde ekibimizle birlikte dedik ki bizim raflarımızı yabancılar istila etti; bize ait olanları tüketmek yerine yabancıların ürettiklerini tüketiyoruz. Bu tüketim anlayışı üretimden vazgeçilmesine yol açtı. Kırsal boşaldı, kadınlar işsiz kaldı, gençler işsiz kaldı. Kırsalda ekonomik hayat durgunluğa doğru gidiyordu. Biz de 14 bin yıllık Anadolu birikimine güvenerek, medeniyetlerden süzülüp gelen, kıyıda köşede kalmış yöresel ürünleri yeniden hayata geçirmek için çok sevdiğim ve herkes tarafından sevilen, merak uyandıran bir soruyla yola çıktık; 'Sizin oraların nesi meşhur' dedik. O soruyla, o merakla birlikte Türkiye'nin bu yöresel ürün zenginliğini hep birlikte keşfettik" ifadelerini kullandı.

"Coğrafi işaretli ürün sayısı 109'dan bin 832'ye çıktı"
Yola çıkıldığında Türkiye'de 109 coğrafi işaretli ürün bulunduğunu hatırlatan Çandır, bugün bu sayının bin 832'ye ulaştığını kaydetti. Coğrafi işaretli ürünlerin Anadolu'nun binlerce yıllık birikimini taşıyan büyük bir ekonomik değer olduğunu vurgulayan Çandır, "Binlerce yıldan süzülüp gelen, onlarca medeniyetin damıtıldığı el emeği, göz nuru ürünlerin aslında müthiş bir sermaye ve büyük bir zenginlik olduğunu bir kez daha keşfettik. O gün harekete geçtik. Türkiye'deki 367 oda ve borsamızın desteğiyle kıyıda köşede kalmış ürünleri Antalya'da vitrine çıkardık. Dünyadaki gelişmeleri de izleyerek coğrafi işaretleme sistemini yeniden keşfettik. O gün 109 olan coğrafi işaretli ürün sayımızı bugün bin 832'ye taşıdık" dedi.
Avrupa Birliği nezdinde de tescil süreçlerinin sürdüğünü belirten Çandır, "Dünyadaki 200 milyar dolarlık coğrafi işaretli ürün piyasasından pay almak için Avrupa Birliği'nde tescillerimize başladık. Şu anda 46 ürünümüz Avrupa Birliği'nde tescil edildi, 40 ürünümüzün süreci devam ediyor. Yine 500 yıldır dünyanın her yerinde Türk kahvesi olarak içilen Türk kahvesi de Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği tarafından geleneksel ürün adı olarak tescillendi" diye konuştu.

"Coğrafi işaret almak yetmiyor, sistemi güçlendirmemiz gerekiyor"
Coğrafi işaretler alanında önemli mesafe katedildiğini ancak hedeflerin henüz uzağında olunduğunu dile getiren Çandır, yönetişim, denetim ve taklit ürünlerle mücadele konusunda yasal altyapının güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Çandır, "Çok yol katettik diye düşünebiliriz ama hayallerimizin çok gerisindeyiz. Coğrafi işaretler sistemiyle ilgili yönetişim mekanizmasının kurulması, denetimin sağlanması ve taklitlerin önüne geçilmesi için daha almamız gereken çok yol var. Geçtiğimiz günlerde de sorumlusu olduğum Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Marka Patent Meclisi ile birlikte Türk Patent Enstitüsümüz ve Tarım Bakanlığımızla bu konuda çalışmalar yaptık. Kurumsal olarak baktığımızda bu mesele bir yönüyle Sanayi Bakanlığı'nı, bir yönüyle Ticaret Bakanlığı'nı, bir yönüyle de Tarım Bakanlığı'nı ilgilendiriyor. Bu üç kurumu koordine edecek bir yönetişim sistemiyle, bu ürünlerin hakkını hukukunu koruyacak ve geliştirecek düzenlemeleri ortaya çıkarmak için yoğun biçimde çalışıyoruz" dedi.
Bu çabanın sadece ekonomik değil, aynı zamanda kültürel bir mücadele olduğunu vurgulayan Çandır, "Bu çaba, bir ustanın ölmesiyle kaybolan bir ürünü ya da bir neslin yok olmasıyla kaybolan bir geleneği yeniden ortaya çıkarma çabasıdır. Anadolu, onlarca medeniyetten gelen birikimiyle bize büyük bir zenginlik sunuyor. Bu fuarla, kıyıda köşede kalmış, kaybolmaya yüz tutmuş birçok ürünün yeniden ekonomiye kazandığını görüyoruz. Birçok kadın kooperatifimiz, birçok işletmemiz bu ürünleri yeniden üretmeye başladı. Bu farkındalık hem üretici hem tüketici nezdinde önemli ölçüde karşılık buldu. Hepimiz artık biliyoruz ki yöresel ürünler ya organik ya da organiğe yakın, geleneksel yöntemlerle üretiliyor. Bu nedenle daha güvenle tüketiyoruz" ifadelerini kullandı.

"Antalya coğrafi işaretlerin merkezi oldu"
Antalya'nın coğrafi işaretler konusunda önemli bir merkez haline geldiğini belirten Çandır, kentte kamu kurumları, üniversiteler ve meslek kuruluşlarının ortak çalışmalarıyla ciddi ilerleme sağlandığını söyledi. Çandır, "Antalya bu konuda merkez oldu. Gerek üniversitemizdeki merkez, gerek YÜCİTA, gerek Antalya Ticaret ve Sanayi Odamızın çalışmaları, yine valiliğimizin katkılarıyla coğrafi işaretler konusunda önemli yol alıyoruz. 2010 yılında Antalya'nın sadece iki coğrafi işaretli ürünü vardı; bunlardan biri Döşemealtı Halısı, diğeri Finike Portakalı idi. Şu anda 20 ürünümüz coğrafi işaretli. Sayın valimizin yoğun çabası ve tüm kurumların harekete geçmesiyle 182 ürünümüz için de başvuru yapıldı. Bunlar da tescil sırası bekliyor. Bu yönüyle coğrafi işaretler meselesinin merkezi Antalya oldu diyebiliriz" dedi.
YÖREX'in sadece bir fuar olmadığını, aynı zamanda kentte yaşayan insanların memleket bağlarını güçlendiren bir işlev de gördüğünü belirten Çandır, "Antalya'nın bir başka özelliği, hem dünyadan hem Türkiye'nin farklı illerinden çok sayıda insanı barındırmasıdır. YÖREX'i gezerken en çok hissettiğimiz şey, Anadolu kokusunun yanında insanların memleketlerine duyduğu özlemdi. Buraya şu ya da bu sebeple göç etmiş insanlar çocuklarına kendi memleketlerini anlatıyor. ‘Benim dedem bunu yapardı, ninem bunu yapardı, annem bu çorbayı yapardı' diyorlar. Yani YÖREX'in bir anlamda memleket hasretini gideren bir havası da var" diye konuştu.

"Üreticiler birlikte hareket etmeli"
Coğrafi işaretli üretimin sürdürülebilir hale gelmesi için üreticilerin birlikte hareket etmesini sağlayacak yapılara ihtiyaç olduğunu kaydeden Çandır, "En önemli unsurlardan biri, ‘coğrafi işareti alıyoruz da ne oluyor' sorusunun cevabını bulabilmek. Bununla ilgili mevzuat çalışmalarımız sürüyor. Ancak tüm yerel yöneticilerimizden ve kamu idarecilerimizden isteğimiz, coğrafi işaretli üretim yapan üreticilerin bir araya geleceği yapıları oluşturmalarıdır. Bunun adına kooperatif diyebiliriz, özel bir model diyebiliriz ama birlikte hareket etmeyi sağlayacak organizasyonlar kurulmalı. O zaman bu ürünlerin hakkını hukukunu daha kolay savunur, daha iyi takip ederiz" dedi.

13 fuarda 2,5 milyonu aşkın ziyaretçi
YÖREX'in 17 yıllık süreçte önemli bir birikim ortaya koyduğunu ifade eden Çandır, fuarın bugüne kadar hem katılımcı sayısı hem ziyaretçi sayısı bakımından dikkat çekici rakamlara ulaştığını belirtti. Çandır, "‘Sizin oraların nesi meşhur' diye sormaya başlayalı yaklaşık 17 yıl oldu. O günden bugüne 13 fuar gerçekleştirdik. Bu 13 fuarımıza 5 bin farklı katılımcı katıldı. 2 buçuk milyonun üzerinde insan fuarımızı ziyaret etti. 81 ilimizin Kuzey Kıbrıs'la birlikte ürünlerini bu platformda insanlarımızla buluşturduk. 2009'da 109 olan coğrafi işaretli ürün sayısı bugün bin 832'ye ulaştı. Avrupa Birliği'nde tescillerimizi aldık. Kısacası, kısa gibi görünen bu çalışma döneminde önemli gelişmeler yaşadık. Ancak dünyadaki 200 milyar dolarlık pastadan daha fazla pay alabilmek için çok daha fazla çalışmamız gerektiğini biliyoruz" şeklinde konuştu.
Bu yılki fuarın 22 Nisan'da açılacağını belirten Çandır, "Geçen sefer olduğu gibi yine Anadolu'ya yakışan Anadolu Ateşi gösterisiyle fuarımızı açacağız. Her gün sabah 10.00'dan akşam 20.30'a kadar fuarımız açık olacak. Şu an itibarıyla yaklaşık 70 ilimiz ve 500 civarında katılımcımız var. YÖREX'e gelen herkesi çocuklarını ve gençlerini de getirmeye davet ediyorum. Çünkü bu zenginlikle onları tanıştıramazsak bu ürünlerin üretimini de tetikleyemeyiz. Dolayısıyla annelerimizden, babalarımızdan çocuklarıyla birlikte YÖREX'e gelmelerini bekliyorum" dedi.

"Panayır havasındaki etkinlikler, tadım amacıyla yapılmalı"
Antalya'da "yöresel günler" adı altında düzenlenen ve kontrol altına alınamayan bazı etkinliklere ilişkin soruyu da yanıtlayan Çandır, fuar adı altında gerçekleştirilen kimi organizasyonların hijyen ve sağlık şartları bakımından sorunlar taşıdığını söyledi. Çandır, "Fuar adı altında çok fazla etkinlik yapıldığını, hijyenin ve sağlık şartlarının geri planda kaldığı, daha çok panayır havasında düzenlenen organizasyonlar olduğunu görüyoruz. Unutulmamalı ki bu etkinlikler tadım ve tanıtım amacıyla yapılmalı. Ancak zaman zaman ticari faaliyete dönüşüyor. O yüzden fuar kanununu koymuşuz. Fakat bu kurallar bazen unutulabiliyor. Bazen kamu yöneticilerinin memleketi olan hemşehri dernekleri, bazen şehirde belli sayıda üyesi olan hemşehri dernekleri bu tarz panayır usulü etkinlikler yapıyor. Ticaret Bakanlığı ile görüşüp bu sorunların önüne geçmek için çaba harcıyoruz" ifadelerini kullandı.

"Tüm eksikler giderildi"
Basın toplantısında konuşan ANFAŞ Başkanvekili Ziya Özden Tezgel ise ANFAŞ'ın ulaşım ve konum açısından Türkiye'nin en prestijli fuar merkezlerinden biri olduğunu belirtti. Tezgel, ANFAŞ'ın iskân ve işyeri açma belgesine ilişkin sorununun da kalmadığını ifade ederek, "Tüm eksikler yeni yönetmeliğe uygun hale getirildi. Kamu kurum ve kuruluşlarına ANFAŞ'ın kapıları sonuna kadar açıktır" dedi.
Konyaaltı ilçesinde düzenlenen basın toplantısına; ATB Başkanı Ali Çandır, ATB Yönetim Kurulu Üyeleri, ANFAŞ Başkanvekili Ziya Özden Tezgel, ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman ve çok sayıda basın mensubu katıldı.