<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Antalya'nın Tek Televizyonu</title>
    <link>https://www.kanalv.com.tr</link>
    <description>Kanal V, Antalyadan ulusal yayın yapan tek televizyon kanalıdır. Antalya Haber kategorisinde kaliteli içerik üretmektedir.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.kanalv.com.tr/rss/ozel-haber" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 15 Jul 2026 00:35:05 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.kanalv.com.tr/rss/ozel-haber"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Atlantik kökenli inek burunlu vatoz Akdeniz'de ilk kez görüntülendi]]></title>
      <link>https://www.kanalv.com.tr/atlantik-kokenli-inek-burunlu-vatoz-akdenizde-ilk-kez-goruntulendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kanalv.com.tr/atlantik-kokenli-inek-burunlu-vatoz-akdenizde-ilk-kez-goruntulendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Doğal yaşam alanı Batı Atlantik olan inek burunlu vatoz, Akdeniz'de ilk kez Antalya'nın Kemer ilçesi açıklarındaki Üç Adalar bölgesinde görüntülendi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Bilimsel adı "Rhinoptera bonasus" olan türün görüntülerini inceleyen Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, tespitin bilim dünyasına duyurulacağını belirterek, "Sadece Türkiye'de değil, Akdeniz'de ilk defa tespit ediliyor. Bilim dünyasına duyuracağız" dedi.<br />
Antalya'nın Kemer ilçesinde, su altı canlı çeşitliliğiyle dikkati çeken Üç Adalar bölgesi, Akdeniz açısından önemli bir tür tespitine sahne oldu. Bölgede faaliyet gösteren bir dalış okulunda görevli eğitmen tarafından çekilen görüntülerde, Batı Atlantik kökenli inek burunlu vatoz görüldü. Görüntülerin ulaştırıldığı Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, yaptığı incelemede canlının bilimsel adı "Rhinoptera bonasus" olan inek burunlu vatoz olduğunu belirledi.<br />
Türün Akdeniz'de daha önce kayıt altına alınmadığını belirten Prof. Dr. Gökoğlu, Üç Adalar'da gerçekleştirilen görüntülemenin Akdeniz açısından ilk tespit olma özelliği taşıdığını söyledi. Gökoğlu, türün doğal dağılım alanının ağırlıklı olarak Batı Atlantik olduğunu, Amerika Birleşik Devletleri, Meksika ve Arjantin kıyılarında görüldüğünü ifade etti.<br />
<i><strong>"Akdeniz'de ilk defa tespit ediliyor"</strong></i><br />
İnek burunlu vatozun Akdeniz'de bulunan aynı familyaya ait yerli türden bazı özellikleriyle ayrıldığını anlatan Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, "Genel olarak inek burunlu vatoz şeklinde adlandırdığımız bir tür. Bu familyanın Akdeniz'de yerli bir türü bulunuyor. Ancak yeni tespit edilen bu tür daha çok Batı Atlantik'te; Amerika, Arjantin ve Meksika kıyılarında görülüyor. Bizim diğer türümüzden biraz farklı. Vücut yüzeyi kahverengi ve kadifemsi bir renge sahip. Bir dalış okulunda çalışan eğitmen bunun videosunu Üç Adalar bölgesinde çekmiş. Bu tür Akdeniz'de ilk defa tespit ediliyor. Biz de bu tespiti bilim camiasına duyuracağız" dedi.<br />
Türün yalnızca Türkiye kıyılarında değil, Akdeniz'in tamamında ilk kez kayıtlara geçtiğinin altını çizen Gökoğlu, "Daha önce Türkiye'nin farklı bir bölgesinde görülmedi. Sadece Türkiye'de değil, Akdeniz'de ilk defa görüntüleniyor. Dolayısıyla Antalya Körfezi'nde de ilk defa tespit edilmiş oluyor. Türün dağılım alanı daha çok Batı Atlantik; Amerika, Meksika ve Arjantin kıyılarıdır" ifadelerini kullandı.<br />
<i><strong>Üç Adalar farklı türlerle dikkat çekiyor</strong></i><br />
Üç Adalar bölgesinde zaman zaman Akdeniz için sıra dışı kabul edilen farklı deniz canlılarıyla karşılaştıklarını dile getiren Gökoğlu, bölgenin su altı canlı çeşitliliği bakımından önem taşıdığına dikkati çekti. Daha önce vahu balığının da aynı bölgede tespit edildiğini hatırlatan Gökoğlu, "Üç Adalar bizi heyecanlandırıyor. Zaman zaman bu bölgede değişik türleri görüyoruz. Daha önce de vahu balığı o bölgede tespit edilmişti. Bu da farklı bir tür olarak karşımıza çıktı" diye konuştu.<br />
Akdeniz'in yerli vatozlarının yakın zamanda Antalya'nın doğu kıyılarında sürü halinde görüntülendiğini belirten Gökoğlu, "Geçtiğimiz günlerde yerli türün bir sürüsü Boğazkent, Ilıca, Manavgat ve Denizkent arasındaki bölgede görüntülenmişti. Üç Adalar'da görüntülenen canlı da aynı familyaya ait ancak farklı bir tür. Şu anda Akdeniz'de bu türe ait tespit edilen tek örnek bu" dedi.<br />
<i><strong>"Küresel ısınmanın ve Akdeniz'deki değişimin göstergesi"</strong></i><br />
Atlantik kökenli bir türün Akdeniz'de görülmesini küresel ısınma ve deniz ekosisteminde yaşanan değişimlerle ilişkilendiren Gökoğlu, deniz suyu sıcaklıklarındaki artışın türlerin dağılım alanlarını etkilediğini söyledi. Gökoğlu, "Bu türleri görmemizin nedenlerinden biri küresel ısınma ve Akdeniz'de meydana gelen değişikliklerdir. Bunlar küresel ölçekte yaşanan ısınmanın göstergeleri. Denizlerde meydana gelen değişimlerle birlikte farklı bölgelerde yaşayan türleri Akdeniz'de de görmeye başlıyoruz" ifadelerini kullandı.<br />
<strong><i>Kuyruğundaki dikene karşı dikkatli olunmalı</i></strong><br />
İnek burunlu vatozun insanlara karşı saldırgan bir tür olmadığını belirten Gökoğlu, kuyruğunda diken bulunduğu için canlıya temas edilmemesi gerektiğini söyledi. Türün doğal ortamında kendi halinde yaşadığını dile getiren Gökoğlu, "Zararsız bir tür ancak kuyruğunda bir dikeni var. Kolay kolay kimseye zarar vermez. Fakat canlıyı sıkıştırır, üzerine basar ya da çarparsanız kuyruğundaki diken savunma sırasında batabilir ve zarar verebilir. Bunun dışında kendi halinde yaşayan zararsız bir türdür" dedi.<br />
Türün yaşam biçimine ilişkin de bilgi veren Gökoğlu, inek burunlu vatozların doğal yaşam alanlarında zaman zaman sürüler oluşturabildiğini ifade etti. Gökoğlu, "Bu tür de Akdeniz'deki yerli tür gibi doğal yaşam alanlarında zaman zaman sürüler oluşturuyor. Yüzeye yakın bölgelerde sürüler halinde görülebiliyor ancak bentik bir türdür, yani daha çok deniz tabanına yakın alanlarda yaşar" diye konuştu.<br />
<i><strong>Vatandaşlara farklı türleri bildirme çağrısı</strong></i><br />
Denizlerde daha önce görülmeyen veya vatandaşların tanımadığı canlıların bilim insanlarına ulaştırılmasının türlerin belirlenmesi açısından önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Gökoğlu, vatandaşlara ve balıkçılara duyarlılık çağrısında bulundu. Gökoğlu, "Vatandaşlarımız duyarlı oldukları ve karşılaştıkları farklı deniz canlılarının görüntülerini bize ulaştırdıkları sürece bu tür tespitleri yapabiliyoruz. Daha önce hiç görmedikleri bir canlıyı yakaladıklarında veya görüntülediklerinde bize ulaştırmaları halinde türün ne olduğunu belirliyoruz. Ardından hem bilim dünyasına duyuruyor hem de vatandaşlarımızı ve balıkçılarımızı bilgilendiriyoruz. Bu görüntüler de bir arkadaşımız tarafından bana gönderildi ve bu şekilde tespit yapıldı" ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.kanalv.com.tr/atlantik-kokenli-inek-burunlu-vatoz-akdenizde-ilk-kez-goruntulendi</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Jul 2026 11:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kanalvcomtr.teimg.com/crop/1280x720/kanalv-com-tr/uploads/2026/07/a-w746336-02.jpg" type="image/jpeg" length="41335"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dünya çapında verem başarısı Akdeniz Üniversitesi’nden]]></title>
      <link>https://www.kanalv.com.tr/dunya-capinda-verem-basarisi-akdeniz-universitesinden</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kanalv.com.tr/dunya-capinda-verem-basarisi-akdeniz-universitesinden" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Verem araştırmalarındaki bilimsel çalışmalarıyla dünya sıralamasına giren Akdeniz Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Yılmaz Çoban, çok ilaca dirençli ve yaygın ilaç dirençli tüberküloz türlerinin artış gösterdiğini belirterek, "Tanıda yaşanan gecikmeler, yeni ilaçlara karşı direnç gelişimi ve bazı bölgelerde sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan güçlükler mücadeleyi zorlaştırmaktadır" dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p> Akdeniz Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Yılmaz Çoban, verem hastalığına neden olan Mycobacterium tuberculosis bakterisi üzerine yürüttüğü bilimsel çalışmalarla uluslararası akademik etki sıralamasında başarı elde etti. Bilim insanlarının yayınlarını, çalışmalarına yapılan atıfları ve akademik etkilerini değerlendiren ScholarGPS tarafından yayımlanan sıralamada Çoban, Mycobacterium tuberculosis alanında yaşam boyu etki kategorisinde dünya genelinde 104'üncü sırada yer aldı. Çoban, aynı alandaki son 5 yıllık bilimsel çalışmaların değerlendirildiği kategoride ise dünya 87'ncisi oldu.<br />
<strong><i>"Yeni tanı ve tedavi yaklaşımları üzerine çalışıyoruz"</i></strong><br />
Tüberkülozun dünya genelinde enfeksiyon hastalıklarına bağlı ölümlerin başlıca nedenlerinden biri olmayı sürdürdüğünü belirten Prof. Dr. Ahmet Yılmaz Çoban, "Tüberküloz (verem), dünya genelinde enfeksiyon hastalıklarına bağlı ölümlerin başlıca nedenlerinden biri olmaya devam etmektedir. Çalışmalarımız ağırlıklı olarak verem hastalığının etkeni olan Mycobacterium tuberculosis için yeni tanı ve ilaç duyarlılık yöntemlerinin geliştirilmesi, antitüberküloz ilaçların etkinliğinin değerlendirilmesi ve yeni tedavi yaklaşımlarının araştırılması üzerine yoğunlaşmaktadır. Özellikle ilaç dirençli tüberkülozun erken ve doğru tanılanmasına yönelik yöntem geliştirme çalışmaları ile mevcut tedavi seçeneklerinin etkinliğini artırmaya yönelik araştırmalar yürütüyoruz" dedi.<br />
Araştırma, tanı ve eğitim faaliyetlerini aynı çatı altında buluşturmak amacıyla Akdeniz Üniversitesi bünyesinde önemli bir altyapı oluşturduklarını aktaran Çoban, "Bu çalışmaları daha ileriye taşımak amacıyla 2019 yılında Akdeniz Üniversitesi bünyesinde Verem Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi'ni kurarak araştırma, tanı ve eğitim faaliyetlerini aynı çatı altında buluşturan önemli bir altyapı oluşturduk" ifadelerini kullandı.<br />
<strong><i>Uluslararası patentli özgün besiyeri geliştirdiler</i></strong><br />
Mikobakterilerin laboratuvar ortamında çoğaltılması amacıyla özgün bir besiyeri geliştirdiklerini kaydeden Çoban, çalışmanın uluslararası patentle korunduğunu belirterek, "Bunun yanı sıra, mikobakterilerin laboratuvar ortamında çoğaltılmasına yönelik geliştirdiğimiz ve uluslararası patentle korunan özgün besiyeri AYC.2.1. broth ve AYC.2.2. agar gibi yenilikçi çalışmalarla, temel bilim araştırmalarını uygulamaya dönüştürmeyi hedefliyoruz. Amacımız, laboratuvar bulgularını klinik uygulamaya aktararak tüberkülozun tanı ve tedavisine katkı sağlamak ve bu alandaki uluslararası bilgi birikimine yeni veriler kazandırmaktır" diye konuştu.<br />
<strong><i>"İlaç dirençli suşların artışı mücadeleyi zorlaştırıyor"</i></strong><br />
Tüberkülozla mücadelede karşılaşılan en önemli sorunlardan birinin ilaç direnci olduğuna dikkati çeken Çoban, "Günümüzde tüberkülozla mücadelede en önemli sorunlardan biri, çok ilaca dirençli (MDR-TB) ve yaygın ilaç dirençli (XDR-TB) suşların artış göstermesidir. Bunun yanında tanıda yaşanan gecikmeler, yeni ilaçlara karşı direnç gelişimi ve bazı bölgelerde sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan güçlükler de mücadeleyi zorlaştırmaktadır" dedi.<br />
Türkiye'de tüberküloz kontrol programlarının başarılı şekilde yürütüldüğünü ifade eden Çoban, dirençli vakaların erken teşhis edilmesi ve moleküler epidemiyolojik çalışmaların artırılması gerektiğini vurguladı. Çoban, "Türkiye'de tüberküloz kontrol programları başarılı şekilde yürütülmekle birlikte, dirençli olguların erken tanısı ve moleküler epidemiyolojik çalışmaların artırılması önem taşımaktadır. Dünya genelinde ise hızlı, düşük maliyetli tanı yöntemleri, yeni antitüberküloz ilaçların geliştirilmesi ve direnç mekanizmalarının daha iyi anlaşılmasına yönelik araştırmalara ihtiyaç bulunmaktadır" ifadelerini kullandı.<br />
<strong><i>"Başarı, ekip arkadaşlarımızın ve öğrencilerimizin ortak ürünüdür"</i></strong><br />
Uluslararası sıralamada elde ettiği başarıyı kişisel bir kazanım olarak görmediğini dile getiren Çoban, "Bu tür uluslararası sıralamalar elbette memnuniyet verici olmakla birlikte, benim için asıl anlamı yıllardır aynı kararlılıkla sürdürdüğümüz bilimsel çalışmaların uluslararası düzeyde görünürlük kazanmış olmasıdır. Bu başarı yalnızca kişisel bir kazanım değil; birlikte çalıştığım ekip arkadaşlarımın, öğrencilerimin, Akdeniz Üniversitesi'nin ve ülkemizde bilimsel araştırmalara sağlanan desteklerin ortak bir ürünüdür" dedi.<br />
Sıralamaları bir hedef değil, daha nitelikli çalışmalar üretmek için motivasyon kaynağı olarak değerlendirdiğini belirten Çoban, "Bu tür değerlendirmeleri bir hedef olarak değil, daha nitelikli araştırmalar üretmek ve ülkemizi uluslararası bilim dünyasında en iyi şekilde temsil etmek için motivasyon kaynağı olarak görüyorum. Bilimde en değerli sıralamanın, üretilen bilginin insan sağlığına ve topluma sağladığı katkı olduğuna inanıyorum. Bu nedenle çalışmalarımıza aynı azim ve sorumlulukla devam edeceğiz" diye konuştu.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.kanalv.com.tr/dunya-capinda-verem-basarisi-akdeniz-universitesinden</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 15:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kanalvcomtr.teimg.com/crop/1280x720/kanalv-com-tr/uploads/2026/07/a-w745652-01.jpg" type="image/jpeg" length="53368"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bozayıların buzlu meyve keyfi]]></title>
      <link>https://www.kanalv.com.tr/bozayilarin-buzlu-meyve-keyfi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kanalv.com.tr/bozayilarin-buzlu-meyve-keyfi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya'da etkili olan sıcak hava insanlar kadar hayvanları da olumsuz etkiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi Doğal Yaşam Parkı'nda da yaz sıcaklarına karşı hayvanların yaşam konforunu artırmak amacıyla serinletici ve zenginleştirici uygulamalar gerçekleştiriliyor. Park sakinlerine haftanın belirli günlerinde, türlerine ve enerji ihtiyaçlarına uygun olarak hazırlanan buzlu meyve ve sebze kokteylleri veriliyor.<br />
Antalya Büyükşehir Belediyesi Doğal Yaşam Parkı, yaz aylarında artan hava sıcaklıklarına karşı koruma altında bulunan hayvanlar için özel uygulamalar hayata geçiriyor. Parkta bulunan bozayılar, lemurlar ve farklı türlerdeki hayvanlar; havuzlar, gölgelik alanlar, su alanlarında, uzman personel tarafından hazırlanan buzlu meyve-sebze takviyeleriyle serinletiliyor.<br />
<i><strong>"Buzlu meyvelerle hem serinliyor hem sosyalleşiyorlar"</strong></i><br />
Doğal Yaşam Parkı'nda 115 türde yaklaşık bin 500 hayvana ev sahipliği yapıldığını belirten Doğal Yaşam Parkı Müdürü Dr. Veteriner Hekim Aygül Arsun, yaz sıcaklarının özellikle sıcağa duyarlı hayvanlarda stres oluşturabildiğini söyledi. Bu nedenle farklı önleyici ve zenginleştirici çalışmalar yaptıklarını ifade eden Arsun, buzlu meyve ve sebze uygulamasının da bunlardan biri olduğunu belirtti. Hayvanların buz kalıpları içerisindeki meyve ve sebzeleri çıkarırken hem serinlediğini hem de doğal davranışlarını sergileyerek sosyal etkileşime girdiğini söyleyen Arsun, "Bu çalışma sadece beslenme desteği değil, aynı zamanda hayvanlarımız için bir zenginleştirme uygulaması. Buzun içerisindeki sebze ve meyveleri çıkarmaya çalışırken vakit geçiriyor, serinliyor ve birbirleriyle etkileşim kuruyorlar" dedi.<br />
<i><strong>Bozayılara haftada iki gün özel takviye</strong></i><br />
Parkta bulunan 7 bozayının yaz sıcaklarına karşı farklı imkânlarla desteklendiğini belirten Arsun, bozayıların kendilerine ait inleri, iç alanları, kum ve su havuzları ile ağaçlık bölgelerde vakit geçirebildiğini söyledi. Arsun, yaz döneminde bozayıların diyetlerine haftada iki gün sulu meyvelerden hazırlanan dondurulmuş eklemeler yapıldığını kaydetti.<br />
<i><strong>Rasyonlar uzman ekip tarafından hazırlanıyor</strong></i><br />
Lemurlar ve primatlar için de benzer serinletici uygulamaların yapıldığını ifade eden Arsun, parkta 15 lemurun bulunduğunu belirtti. Farklı türlerdeki hayvanların enerji ihtiyaçlarına göre tüm rasyonların uzman personel tarafından planlandığını, hazırlanan besinlerin ise bakıcılar tarafından düzenli şekilde uygulandığını ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.kanalv.com.tr/bozayilarin-buzlu-meyve-keyfi</guid>
      <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 13:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kanalvcomtr.teimg.com/crop/1280x720/kanalv-com-tr/uploads/2026/07/adsiz-tasarim-1-14.png" type="image/jpeg" length="25462"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Akdeniz’de vatoz sürüsü görsel şölen sundu]]></title>
      <link>https://www.kanalv.com.tr/akdenizde-vatoz-surusu-gorsel-solen-sundu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kanalv.com.tr/akdenizde-vatoz-surusu-gorsel-solen-sundu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya'nın Manavgat ilçesinde geçtiğimiz günlerde bir vatandaşın havalandırdığı dronun kamerasına çok sayıda vatoz balığı sürü halinde yakalandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Akdeniz'in berrak sularında şölen oluşturan görüntüler, Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu'nu hayran bıraktı. Gökoğlu, "Mükemmel bir görüntü. Doğada bu tarz görüntüler nadir oluşur. Çok güzel bir ambiyans oluşturmuşlar. Öncelikle doğada bu tür vakalar çok az görülüyor" dedi.<br />
Manavgat ilçesi İlarma Sahili'nde gün batımını çekmek isteyen amatör dron kullanıcısı Fatih Mehmet Püsküllüoğlu, dronu havaya kaldırdığı sırada 200-300 metre ilerledikten sonra deniz yüzeyinde yaklaşık 13 vatoz balığı kamerasına yansıdı. Vatoz balıklarının hareketli halini kayda alıp takip eden Püsküllüoğlu, görüntüleri sosyal medyada paylaştı. Püsküllüoğlu, inanılmaz bir deneyim yaşadığını ve ilk defa böyle bir şeye denk geldiğini aktardı.<br />
<i><strong>"İnanılmaz bir andı"</strong></i><br />
Dron kamerasına sürü halinde vatoz balığı yansıyan Fatih Mehmet Püsküllüoğlu, "Dün akşam Manavgat İlarma Sahili'nde gün batımını çekmek için sahilde dron havaya kaldırdım. Yaklaşık 200-300 metre denize doğru ilerlediğimizde deniz içerisinde bir hareketlilik gördüm. Hareketlere doğru yaklaştığımda bir vatoz sürüsü vardı. Vatoz sürüsünü dron ile takip etmeye başladım. Çok heyecan verici bir andı benim için. İlk defa böyle bir şeye denk gelmiştim. Heyecan verici bir durum her zaman denk gelen bir durum değil. Vatozlar ile yaklaşık 5 dakika kadar birlikte uçtuk. Yanlarında da küçük küçük balıklar geliyordu. İnanılmaz bir andı" ifadelerini kullandı.<br />
<i><strong>"Vatoz balıkları kritik seviyeye ulaşmış durumda"</strong></i><br />
Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu görüntüler ile ilgili, "Görüntüyü çeken arkadaşımız çok güzel bir görüntü yakalamış. Mükemmel bir görüntü. Doğada bu tarz görüntüler nadir oluşur. Çok güzel bir ambiyans oluşturmuşlar. Öncelikle doğada bu tür vakalar çok az görülüyor. Vatoz türü kritik seviyede, nesli tükenmekte olan ve yok olmaya doğru bir tür yani kritik seviyeye ulaşmış. Görünen 13 bireylik çok güzel bir sürü. Özellikle bu tür doğada 2-6 arasında yavru verir. Vatozlar bildiğiniz üzere kıkırdaklı balıklar ve hızla nesilleri azalan türler. Bu nedenle videoda 13 kişilik bir sürü görüyoruz. Genellikle vatozlar balıkçı ağlarına vurduğu zaman sürü halinde dolandıkları için sürü olduğu gibi ağa vuruyor. Dolayısıyla bu şekilde yakalanıyorlar ve sürü yok oluyor. Bu nedenle gittikçe doğada azaldı" dedi.<br />
<i><strong>"Vatozlar bu aylarda üremek için kıyıya yaklaşır"</strong></i><br />
Vatozların yavrularının besin ihtiyacını gidermek için kıyıya yaklaştıklarını ifade eden Prof. Dr. Gökoğlu "Bu dönem kıkırdaklı balıklar üremek için kıyıya yaklaşırlar. Yani kıyısal sulara yaklaşırlar. Yavrularının yaşamını garanti etmek ve besin açısından da zorluk çekmemeleri için yavrular kıyıya yakın yavrularını bırakırlar. Dolayısıyla kıyıya yanaşmış bir sürü bu. Geçişleri temmuzun sonuna ağustosun başına doğru artık kıyıdan çekilmeye ve derinlere gitmeye başlarlar" diye konuştu.<br />
<i><strong>"Vatandaşlar vatozları görünce hiçbir şey yapmasınlar"</strong></i><br />
Vatandaşların denize girmesi konusunda endişelenmemeleri gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Gökoğlu, "Vatandaşlar vatozları gördüğünde hiçbir şey yapmasınlar. Zaten vatozlar denizlerin canlılarıdır. Vatandaşların korkmasına ve tedirgin olmasına gerek yok. Çünkü bunlar deniz canlıları yaşam alanları deniz olduğu için. Zararsız canlılar bunlar. Zaman zamanda kıyıda bu şekilde görülebilir. Özellikle zaten bu mevsimde kıyıya yanaştılar. Vatandaşlar korkmasınlar rahatlıkla denize girsinler" ifadelerini kullandı.<br />
<i><strong>"Balıkçılar ağa takılan vatozları geri bıraksınlar"</strong></i><br />
Balıkçı ağına takılan vatozların canlı bir şekilde geri bırakılması gerektiğini aktaran Prof. Dr. Gökoğlu, "Balıkçılar ağa takılan vatozları yakaladığı zaman hemen geri bıraksınlar. Çünkü gerek Atlantik gerek Akdeniz de hızla nesilleri azalan türlerdir vatozlar. Bizim açımızdan ekonomik bir değeri yok ama bunlar ekosistemin bir parçası. Dolayısıyla balıkçılarımız yakaladığı zaman hiç bekletmeden canlı bir şekilde tekrar denize atmaları gerekiyor" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.kanalv.com.tr/akdenizde-vatoz-surusu-gorsel-solen-sundu</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Jul 2026 10:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kanalvcomtr.teimg.com/crop/1280x720/kanalv-com-tr/uploads/2026/07/a-w741351-01.jpg" type="image/jpeg" length="68495"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Antalya'da deniz dibinde çok sayıda ölü vatoz görüntülendi]]></title>
      <link>https://www.kanalv.com.tr/antalyada-deniz-dibinde-cok-sayida-olu-vatoz-goruntulendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kanalv.com.tr/antalyada-deniz-dibinde-cok-sayida-olu-vatoz-goruntulendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya'da Hıdırlık Kulesi açıklarında kürek sörfü yapan bir vatandaşın su altı kamerasına çok sayıda ölü vatoz balığı yansıdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p> Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, durumun doğal bir süreçten ziyade balıkçılık faaliyetlerinden kaynaklanmış olabileceğini söyledi.<br />
Antalya'da Hıdırlık Kulesi civarında 1 Temmuz günü kürek sörfü yapan bir vatandaşın su altı kamerasına falezlerin kıyı kısmında su dibinde çok sayıda ölü vatoz balığı yansıdı. Vatandaş, yaklaşık 30 vatoz balığının su altında hareketsiz şekilde olduğu görüntüleri sosyal medyada paylaştı.<br />
<i><strong>"Muhtemelen vatozlar balık ağına takılmış"</strong></i><br />
Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, olayla ilgili, "Görüntülerdeki balıkların ölümü, muhtemelen o bölgeye ağ bırakan bir balıkçının ağına topluca vuran balıklardan kaynaklanıyor. Öldükleri için de balıkçı da muhtemelen denize geri atmış. Başka bir izahı yok, çünkü bölgede başka bir balık ölümü yok" dedi.<br />
<strong><i>"Bu aylarda üremek için kıyıya yanaşıyorlar"</i></strong><br />
Haziran ve temmuz aylarının vatoz ve rina gibi kıkırdaklı balıkların üremek için kıyıya yanaştığı dönemler olduğunu ifade eden Prof. Dr. Gökoğlu, "Vatozlarda bilindiği üzere kuyruklarında dikenleri ters testere şeklindedir. Bu yapı nedeniyle ağlara en çok kuyruk bölgesinden yakalanıyorlar. Zaman zaman da vatozlar toplu hareket ettikleri için balıkçı bunları ayıklarken zorlanmış ve ölü olanları oraya bırakmış olabilir" diye konuştu.<br />
<i><strong>"Denize girenler için bir risk yok"</strong></i><br />
Vatandaşların denizi kullanım konusunda endişelenmemeleri gerektiğini vurgulayan Gökoğlu, "Bu balıklar dipte yaşadığı için ölü olsalar dahi denize girenlere bir zararı yoktur. Ekosistem içerisinde diğer balıklar ve deniz canlıları tarafından tüketilecektir. Vatandaşlar gönül rahatlığıyla denize girebilir. Tek ricamız denizlerimizi ve tatlı sularımızı kirletmesinler" ifadelerini kullandı.<br />
<i><strong>"Vatozları canlı iade edin"</strong></i><br />
Vatoz ve köpek balığı gibi türlerin Akdeniz'de nesillerinin hızla azaldığına dikkat çeken Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, "Bu türlerin çoğu avlanması yasak olan ve ekonomik değeri olmayan türler. Ağlara takıldıklarında balıkçılarımızın bunları mutlaka canlı olarak geri iade etmeleri gerekiyor. Eğer ağa takılmışsa ve kurtarmakta zorlanıyorlarsa, vatozun kuyruğundaki dikeni kırmaları yeterlidir. O diken olmadan da balık yaşamını sürdürebilir. Balıkçının yapacağı en önemli görev, canlıyı hemen denize geri bırakmaktır" dedi.<br />
Gökoğlu ayrıca, vatozların bu dönemda kıyıya yanaştığına dikkat çekerek, temmuz sonuna kadar falezlere yakın ağ atılmaması önerisinde bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.kanalv.com.tr/antalyada-deniz-dibinde-cok-sayida-olu-vatoz-goruntulendi</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 10:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kanalvcomtr.teimg.com/crop/1280x720/kanalv-com-tr/uploads/2026/07/a-w738968-07.jpg" type="image/jpeg" length="37328"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Turizmde en değerli 2 ay başladı]]></title>
      <link>https://www.kanalv.com.tr/turizmde-en-degerli-2-ay-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kanalv.com.tr/turizmde-en-degerli-2-ay-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[AKDENİZ Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (AKTOB) Başkanı Kaan Kaşif Kavaloğlu, Antalya turizminde en değerli ayların temmuz ve ağustos olduğunu belirterek, “Kârlılıklarımızın çok büyük kısmını bu aylarda yapıyoruz.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Resort otelciliğin can damarı iki ay önümüzde" dedi. AKTOB Başkanı Kaan Kaşif Kavaloğlu, turizmde çok zor geçen 6 ay yaşadıklarını söyledi. Özellikle ilk 3 ayı çok zorlu geçirdiklerini aktaran Kavaloğlu, "Nisan ayı kötüydü. Mayıs, haziran daha iyi geçti diyebiliriz. İlk 6 ayın sonunda yüzde 9 geçen seneden gerideyiz. Bu fark kapanmayabilir ama hem birinci kaynak pazarımız olan Rusya ile o dönemin üçüncü kaynak pazarı Ukrayna'nın savaş hali, İran ile İsrail ve ABD arasındaki savaş durumunun her ne kadar son bulmuş gibi olsa da özellikle ekonomik ve refah seviyesine etkilerinin devam ediyor olması turizmi çok zorluyor. Biz çok güzel bir coğrafyada yaşıyor, çok güzel bir coğrafyada turizm hareketinde bulunuyoruz ama bu coğrafyanın zorlukları var. Bu zorluklarla baş ediyoruz" dedi.</p>

<p><strong><i>İÇ PAZAR VE AVRUPALI TÜRKLER</i></strong></p>

<p>Üniversitelere giriş sınavlarının haziranın son haftasına kalmasının yüksek sezonun haziranın dördüncü haftasında açılmasına sebep olduğunu belirten Kavaloğlu, “İç pazar çok canlı gidiyor. İç pazarda çok yoğun talep alıyoruz. Avrupalı Türkler özellikle ana vatanlarında tatil için çok ciddi bir ivme yarattı. Avrupalı Türklerin kendi ana vatanlarında tatil yapma ihtiyaçları ve hevesleri bizim için çok değerli" diye konuştu.</p>

<p><i><strong>TURİZMDE EN DEĞERLİ İKİ AY</strong></i></p>

<p>Bu yılın ilk 6 aylık döneminde ilk beş pazarın az da olsa geride gözüktüğünü dile getiren Kavaloğlu, “Bizim için çok önemli olan Rusya, Almanya, İngiltere, Hollanda ve Kazakistan'ın halen daha geçen seneki rakamlardan bir tık geride olduğunu takip edebiliyoruz. Önümüzde temmuz-ağustos var, bizim için en değerli aylar. Kârlılıklarımızın çok büyük kısmını bu aylarda yapıyoruz. Resort otelciliğin can damarı olan iki ay önümüzde. Ben eylül-ekim aylarının da iyi geçeceğini düşünüyorum" dedi.</p>

<p><strong><i>UZAY KONGRESİ VE COP 31</i></strong></p>

<p>Antalya'nın ekim ayında Uzay Kongresi, kasım ayında dünyanın en önemli etkinliklerinden biri olan İklim Konferansı COP 31'e ev sahipliği yapacağını kaydeden AKTOB Başkanı, “Bunun da çok ciddi anlamda sezonu uzatacağını düşünüyorum. COP 31 bittikten sonra 26 Kasım'da 16'ncısını düzenleyeceğimiz resort kongremiz var. Turizmin en önemli etkinliği diyebiliriz. Bütün bunları peş peşe sıraladığımızda sezonun biraz uzayacağını ama zor bir dönemi atlattığımızı söyleyebiliriz" diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><i><strong>KASIM SONUNA KADAR BÜYÜK YOĞUNLUK</strong></i></p>

<p>Uzay Kongresi'nin yaklaşık 15 bin üzerinde katılımcıyla Avrupa'nın ve dünyanın sayılı kongrelerinden biri olduğunu ifade eden Kaan Kavaloğlu, “Belek ve bölgesinde çok ciddi doluluk imkanı sağlayacak. Kongre biter bitmez Almanya'da güz dönemi denilen Herzfeuer'in tatil dönemi var. Sonra üçüncü haftada Hollandalıların, dördüncü haftada Belçikalıların tatil dönemi var. Hemen sonrasında da COP 31'in başlangıcı var. Dolayısıyla ekim ayının başlangıcından kasım ayı üçüncü haftasına kadar yoğun bir doluluk yaşayacağız. Buna da hazırlıklıyız" dedi.</p>

<p><i><strong>DÜNYA LİDERLERİ ANKARA VE ANTALYA'DA</strong></i></p>

<p>COP 31 döneminde Antalya'nın çok sayıda devlet başkanını ağırlayacağını ifade eden Kavaloğlu, “Antalya'mız bu anlamda dünyanın göz bebeği olacak kasım ayında. Bu toplantıların başarıyla geçmesinin sonrasında bununla ilgili birçok konferans, çevresel etkinlik ülkemizde ve Antalya'da yapılacak. Hemen önümüzdeki günlerde Ankara'da başlayacak olan NATO zirvesi çok önemli. Orada da devlet adamlarını ağırlayacağız. Bütün bunlar ülkemizin dünyada göz önünde olmasını sağlayacak etkinlikler" dedi.</p>

<p><i><strong>ANTALYASIZ VE TÜRKİYESİZ TURİZM MÜMKÜN DEĞİL</strong></i></p>

<p>Bu dönemde yakıt fiyatlarının yükselmesinin uçak maliyetlerinde ve paket fiyatlarında bir nebze pahalılığa yol açtığını aktaran Kavaloğlu, "Paket fiyatlarının yükselmesinin sebebi otellerin fiyatlarını yükseltmesi değil, tam tersine otellerin fiyatları geçen seneye göre daha dengeli gidiyor. Bunun sebebi savaş hali diyebiliriz aslında. Bunun etkileri Avrupa'da halen devam ediyor. Ekonomik etkinliği de devam edecek gibi gözüküyor. Bunu dengeleyebilecek gücümüz var. Antalyasız ve Türkiyesiz bir dünya turizmini düşünmemiz mümkün değil" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.kanalv.com.tr/turizmde-en-degerli-2-ay-basladi</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 10:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kanalvcomtr.teimg.com/crop/1280x720/kanalv-com-tr/uploads/2026/07/t-u-r-i-z-m-d-e-e-n-d-e-g-e-r-l-i-2-a-y-b-a-s-l-a-d-i-1393536-413921.jpg" type="image/jpeg" length="96079"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Antalya'ya 6 ayda hava yoluyla 5 milyon 574 bin 375 turist geldi]]></title>
      <link>https://www.kanalv.com.tr/antalyaya-6-ayda-hava-yoluyla-5-milyon-574-bin-375-turist-geldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kanalv.com.tr/antalyaya-6-ayda-hava-yoluyla-5-milyon-574-bin-375-turist-geldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ANTALYA'ya 6 ayda yurt dışından hava yoluyla gelen yolcu sayısı 5 milyon 574 bin 375 oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Havalimanı dış hat gelen yolcu sayısında ilk 3 sırada Rusya, Almanya ve İngiltere yer aldı. Antalya, bu yıl 18 milyon turisti ağırlamayı hedefleyerek sezona başladı. Ocak ayından bu yana başlayan kente girişler hızlanırken, en fazla yolcunun geldiği ay haziran oldu. Kente hava yoluyla haziranda farklı ülkelerden 2 milyon 61 bin 734 yolcu geldi. Antalya Havalimanı Mülki İdare Amirliği verilerine göre; gelen dış hat yolcu sayısı ocakta 228 bin 700, şubatta 222 bin 518, martta 402 bin 665, nisanda 969 bin 171, mayısta 1 milyon 689 bin 587 olarak kayıtlara geçti. Dış hat gelen yolcu sayısı, geçen yılın ocak-haziran döneminde 6 milyon 135 bin 244 olarak kayıtlara geçti. Geçen yılın aynı dönemine göre dış hat gelen yolcu sayısı, bu yıl yüzde 9 azaldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><i><strong>RUSLAR İLK SIRADA</strong></i></p>

<p>Havalimanı dış hat gelen yolcuların milliyetlerine göre; dağılımında ilk sırada Rusya yer aldı. Ocak- haziran döneminde Rusya'dan 1 milyon 279 bin 820 turist Antalya'ya geldi. Rusya'nın ardından 1 milyon 178 bin 927 yolcu ile Almanya, 575 bin 974 turist ile İngiltere, 413 bin 449 yolcu ile Polonya yer aldı.</p>

<p><i><strong>MİLLİYETLERE GÖRE DAĞILIM</strong></i></p>

<p>Dış hat gelen yolcuların milliyetlerine göre dağılımında diğer ülkeler şöyle:</p>

<p>"Hollanda'dan 183 bin 776, Ukrayna 150 bin 915, Litvanya 90 bin 390, Kazakistan 132 bin 205, Çekya 77 bin 526, Belçika 62 bin 736, Belarus 52 bin 638, Danimarka 52 bin 243, İsveç 49 bin 206, Fransa 47 bin 950, Slovakya 47 bin 735, Avusturya 44 bin 811, İsviçre 44 bin 502, Macaristan 40 bin 184, Norveç 30 bin 882."</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Gündem, Özel Haber</category>
      <guid>https://www.kanalv.com.tr/antalyaya-6-ayda-hava-yoluyla-5-milyon-574-bin-375-turist-geldi</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 15:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kanalvcomtr.teimg.com/crop/1280x720/kanalv-com-tr/uploads/2026/07/adsiz-tasarim-32.png" type="image/jpeg" length="77181"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yazın anne ve bebek sağlığını korumanın 5 yolu]]></title>
      <link>https://www.kanalv.com.tr/yazin-anne-ve-bebek-sagligini-korumanin-5-yolu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kanalv.com.tr/yazin-anne-ve-bebek-sagligini-korumanin-5-yolu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında artan sıcaklık ve nemin, hamilelik sürecinde anne adaylarını daha fazla etkileyebileceğini belirten Op. Dr. Bilgi Uslu Aybar, yeterli sıvı tüketimi, güneşten korunma, dengeli beslenme ve aşırı sıcaktan kaçınmanın hem anne hem de bebeğin sağlığı açısından büyük önem taşıdığını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Hamilelik, bir kadının hayatındaki en özel dönemlerden biri olarak görülüyor. Bu süreçte anne adayının vücudunda hem fiziksel hem de duygusal büyük değişimler yaşanıyor. Bebeğin sağlıklı gelişimi için anne adayının beslenmesinden uyku düzenine, hareketliliğinden stres yönetimine kadar birçok faktöre dikkat edilmesi gerekiyor. Özellikle yaz aylarında artan hava sıcaklığı, nem oranı ve terleme, hamilelik sürecini daha da zorlayıcı hale getirebiliyor. Dehidrasyon, vücut ısısının yükselmesi, enfeksiyon riski ve yorgunluk gibi etkenler hem anne hem de bebek için ek önlemler alınmasını zorunlu kılıyor. Memorial Antalya Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü'nden Op. Dr. Bilgi Uslu Aybar, yaz mevsiminde hamilelik yaşayan anne adaylarının karşılaşabileceği riskler ve korunma yöntemleri hakkında önemli bilgiler verdi.<br />
<strong><i>Gebelik sürecinde olanların yaz aylarında dikkat etmesi gerekenler</i></strong><br />
Op. Dr. Aybar, gebelik süreci, özellikle yaz aylarında anne adayından ekstra özen ve dikkat talep ettiğini ifade ederek, "Vücut zaten bebeğin ihtiyaçlarını karşılamak için yoğun bir çaba içindeyken, yüksek sıcaklıklar bu dengeyi bozabilir. Bu dönemde anne adaylarının hem kendi sağlığını hem de bebeğin gelişimini korumak için bilinçli adımlar atması büyük önem taşımaktadır" dedi.<br />
<strong><i>Sıcak havalarda sıvı tüketimi hayati önem taşır</i></strong><br />
Gebelik sürecinde özellikle dikkat edilmesi gerekenleri anlatan Op. Dr. Aybar, "Yaz aylarında vücut daha fazla sıvı kaybeder. Hamilelikte günlük en az 2,5-3 litre su tüketimi önerilir. Susuzluk hissetmeden düzenli aralıklarla su içmek, idrar yolu enfeksiyonları ve erken doğum riskini azaltır. Sade suyun yanı sıra taze sıkılmış meyve suları ve ayran da tercih edilebilir. Özellikle 11.00-16.00 saatleri arasında doğrudan güneş altında bulunulmamalıdır. Hafif, pamuklu, açık renkli ve bol kıyafetler giyilmeli, geniş kenarlı şapka ve güneş gözlüğü kullanılmalıdır. Klima veya vantilatörle serin ortamlar tercih edilmelidir. Yazın enfeksiyon riski artar. Havuz yerine denizin tercih edilmesi önerilir. Yüzme sonrası hemen duş alınmalı ve mayo değiştirilmelidir. İdrar yolu ve vajinal enfeksiyonlara karşı hijyen kurallarına titizlikle uyulmalıdır. Ağır ve yağlı yiyeceklerden kaçınılmalı, taze sebze-meyve ağırlıklı beslenilmelidir. Çiğ et, suşi, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve aşırı tuzlu gıdalar riskli olabilir. Yemekler küçük porsiyonlar halinde ve sık sık tüketilmelidir. Hamilelikte yürüyüş ve hafif egzersizler yazın da devam edebilir ancak serin saatlerde yapılmalıdır. Aşırı terleme ve yorgunluk hissedildiğinde hemen dinlenilmelidir. Güneş kremi (güvenli olanlar) düzenli kullanılmalıdır. Uzun yolculuklarda mola verilerek bacaklarda kan dolaşımı desteklenmelidir. Reflü ve şişkinlik şikayetleri artabileceğinden yatmadan 2-3 saat önce yemek yenmemelidir" şeklinde konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.kanalv.com.tr/yazin-anne-ve-bebek-sagligini-korumanin-5-yolu</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 13:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kanalvcomtr.teimg.com/crop/1280x720/kanalv-com-tr/uploads/2026/07/a-w737566-01.jpg" type="image/jpeg" length="83552"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Caretta yuvası 21 sahile araçla girmenin, ateş yakmanın cezası 699 bin TL]]></title>
      <link>https://www.kanalv.com.tr/caretta-yuvasi-21-sahile-aracla-girmenin-ates-yakmanin-cezasi-699-bin-tl</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kanalv.com.tr/caretta-yuvasi-21-sahile-aracla-girmenin-ates-yakmanin-cezasi-699-bin-tl" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[EKOLOJİK Araştırmalar Derneği (EKAD) Başkanı Dr. Ali Fuat Canbolat, nesli tehlike altındaki caretta caretta türü deniz kaplumbağalarının dünyadaki en önemli yuvalama alanlarının bulunduğu Antalya'daki kumsalların araçlarla tahrip edildiğini söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Canbolat, carettaların yuvalama yaptığı 21 sahile araçla girmenin, ateş yakmanın ve kirletmenin cezasının 699 bin TL olduğunu hatırlattı.</p>

<p>Uluslararası Doğayı Koruma Birliği'nin (IUCN) nesli tehlike altındaki türler kırmızı listesinde bulunan caretta caretta türü deniz kaplumbağalarının dünyadaki en önemli yuvalama kumsalları, Antalya'da bulunuyor. Lara, Kundu, Kadriye, Belek, Boğazkent ve Denizkent olarak sıralanan yaklaşık 30 kilometrelik sahil, Akdeniz havzasının en büyük yuvalama kumsalı konumunda. Bu sahillerin bazı bölgelerinde geceleri kumsala giriş yasağı olmasına rağmen araçlarla giriş yapılarak yuvalara zarar veriliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><i><strong>ÇÖPLERİNİ BIRAKIP GİDİYORLAR</strong></i></p>

<p>Ayrıca günübirlikçiler ve balık tutmaya gelenlerin bıraktıkları çöplerle sahiller kirletiliyor. Belek kumsalında uzun yıllardır caretta carettaların neslinin devamı için koruma çalışmaları yürüten EKAD görevli ve gönüllüleri, özellikle Serik ilçesi sınırındaki Boğazkent ile Manavgat ilçesi sınırındaki Denizkent sahilinde yaşanan sorunlarla mücadele etmeye çalışıyor.</p>

<p><i><strong>ATV VE TRAKTÖRLER BÜYÜK TEHDİT</strong></i></p>

<p>EKAD Başkanı Dr. Ali Fuat Canbolat, bu yıl yağışların çok olması dolayısıyla nehirlerde aşırı su yüklenmesi olduğunu, nehir aracılığıyla denizlere ciddi miktarda atık ulaştığını, dalgalarla da bu atıkların sahillere biriktiğini söyledi. Sahillerdeki kirliliğin ikinci nedeninin, günübirlikçilerin bırakıp gittikleri çöpler olduğunu belirten Dr. Canbolat, "Bu çöpler yuvalar için ciddi problem. Araç girişleri fazla, özellikle sahibi olmayan alanlarda. Sahibi olmayan dediğim şey, herhangi bir turizm tesisinin olduğu kumsala kolay kolay yabancı araç giremez. Kum düzlemesi için yapılan şeyler var. Bazıları daha uygun araçlarla, geniş paletli ve hafif araçlarla kumsal düzlemesi yapıyor. Bazıları traktörlerle yapıyor. Traktörlerle yapılmaması lazım çünkü kumların sıkışmasına neden oluyor. Özellikle boş alanlarda, sakin alanlarda fazla miktarda traktör girişi, araç girişi, dört tekerli araçlar; ATV'ler özellikle problem. Kızılot'ta geleneksel olarak ATV kullanımı yaygın. Boğazkent, Denizkent bölgelerinde ise traktörler çok büyük sıkıntı" dedi.</p>

<p><i><strong>SAHİLLERDEN KUM ALIMI DA YAPILIYOR</strong></i></p>

<p>Bu sahillerde çöpler ve araç girişi dışında ciddi bir sorunun da kum alımları olduğunu dile getiren Dr. Ali Fuat Canbolat, "Çöpler dışında maalesef bazı alanlarda önemli miktarda kum alımı yapılıyor. Artık bu dönemde kumsallardan kum alımının olduğunu görmek gerçekten üzücü. Çünkü bu kaplumbağaları geçtim, Kıyı Kanunu gereği yasak. Kaplumbağaların korunması genelgesi var, bu bir genelge ama kumsaldan kum alımı Kıyı Kanunu'na tabi bir işlem. Hala bunları görüyor olmak üzücü. Bunlar başlıca sorunlarımız" diye konuştu.</p>

<p><i><strong>35 METRE ŞEZLONG MESAFESİ</strong></i></p>

<p>Bazı oteller açısından da sahillerdeki 35 metre mesafeli şezlong- şemsiye kuralına uyulmaması ve yapay ışık kaynaklarının en büyük problemlerden biri olduğunu aktaran Dr. Canbolat, "Belek ve Boğazkent kumsallarında 75 civarı, Kızılot'ta 16 tane 5 yıldızlı tesis var. Bunların hepsinde ışık kaynakları var. Bu ışık sorunlarını turizmcilerle çözmeye çalışıyoruz. Deniz Kalkınması Dostu Turizm Sertifikasyon Programı kapsamında dört otelimizle çalıştık. Işık düzenlemeleri yaptık. Sadece ışık düzenlemesi değil, 40 kriterle ilgili düzenlemeler yaptık ve onlar sertifika kazanmaya hak kazandı" dedi.</p>

<p><i><strong>ZARAR VERMENİN CEZASI 699 BİN TL</strong></i></p>

<p>Dr. Ali Fuat Canbolat, Akdeniz'de deniz kaplumbağalarının yuvalama kumsalı olarak belirlenen 21 sahili kapsayan geceleri giriş yasağı, ateş ve mangal yakmak, çadır kurmak, araç girişi gibi yasaklara ve para cezası miktarlarına da dikkati çekti. Boğazkent sahilinde çok sayıda mangal ateşi kalıntısına rastladıklarını, geceleri araç girişleri yapıldığı gibi pek çok yasağın ihlal edildiğini belirten Dr. Canbolat, kişiler için cezanın 699 bin 245 TL, tüzel kişi ve kurumlar için 3 katı olarak belirlendiğini söyledi.</p>

<p><i><strong>'CEZALAR MUTLAKA UYGULANMALI'</strong></i></p>

<p>Carettalar ve yuvalarına verilen zararlara da dikkati çeken Dr. Canbolat, "Kumluca'da bir yuvada mangal yakmışlar, bir carettanın bacağına kaldırım taşı bağlamışlar. Bizlerin koyduğu kafesler maalesef ateş yakma alanı, mangal yakma alanı olarak kullanıldı. Bu gerçekten çok üzücü. Ben anlayamıyorum, algılayamıyorum. Üzerlerinde 'Burası kaplumbağa yuvasıdır' yazan uyarı yazıları da var. Ona rağmen gidip, orada ateş yakıp mangal yapmak inanılmaz. Sadece kafes yuvalar değil, bizim bu bölgede nispeten boş, yerel insanların kullandığı alanlarda bol miktarda gece ateş yakılmasını görüyoruz. Bu yuvanın üzerine de denk gelebilir. Böyle farklı alışkanlıklarımız var maalesef. Bunları bir şekilde değiştirmemiz lazım. Bir ergen bireyin bacağına kaldırım taşı takmışlar, bağlamışlar ve hayvan yüzmeye çalışıyor. Bu görüntüyü görünce 'İnsanlık nedir' diye sorguladım. Hangi vicdan bunu yapabilir, nasıl yaparsınız? O hayvan can havliyle o taşı sürüklüyor ve yüzmeye çalışıyor. Bir insanın duygusu bunu yapmaya nasıl ayırılır; inanamıyorum. Deniz kaplumbağalarına, yuvalarına, yumurtalarına ve yaşam habitatlarına zarar vermenin cezası kişi başına 699 bin TL. Bu cezaları uygularsanız bir işe yarar. Mesela kafesin üzerinde mangal yapan kişi bulunup, 699 bin lira cezayı yediği zaman, bir daha o işi yaparken herhalde düşünür diye tahmin ediyorum" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.kanalv.com.tr/caretta-yuvasi-21-sahile-aracla-girmenin-ates-yakmanin-cezasi-699-bin-tl</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 11:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kanalvcomtr.teimg.com/crop/1280x720/kanalv-com-tr/uploads/2026/07/adsiz-tasarim-31.png" type="image/jpeg" length="57099"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[‘Düzelemeyeceğim’ derken yeniden ayağa kalktı]]></title>
      <link>https://www.kanalv.com.tr/duzelemeyecegim-erken-yeniden-ayaga-kalkti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kanalv.com.tr/duzelemeyecegim-erken-yeniden-ayaga-kalkti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul'da başvurduğu hastanede durumu riskli görülerek Antalya'ya gelen bağırsak kangreni hastası 20 yaşındaki Sudenur Erboy, uygulanan medikal tedaviyle sağlığına kavuştu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaklaşık 4 ay boyunca yürümekte, nefes almakta ve günlük yaşamını sürdürmekte zorlandığını anlatan Erboy, "20 yaşında biri için bunları yaşamak bence oldukça üzücü bir durumdu. Bir ara çare bulamayacağımı düşündüm. Ta ki Gökhan hocamla tanışana kadar. Şimdi çok çok iyiyim" dedi.<br />
Antalya'da yaşayan 20 yaşındaki Sudenur Erboy, karın ağrısı ve tuvalete çıkamama şikayetleriyle başlayan rahatsızlığı nedeniyle yaklaşık 4 ay boyunca farklı hastanelere başvurdu. Alanya'dan Denizli'ye, İstanbul'dan Antalya'ya kadar birçok hastanede tedavi aradığını anlatan Erboy'un, bağırsak kangreni tanısı sonrası durumu riskli olarak değerlendirildi. İstanbul'da başvurduğu hastanede yatış alması gerektiği belirtilen genç kız, aynı gün ambulansla Antalya'ya getirildi. Medical Park Antalya Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Gökhan Ateş tarafından kabul edilen Erboy, uygulanan medikal tedavinin ardından sağlığına kavuştu.<br />
<i><strong>"Hayati tehlikesi çok yüksekti"</strong></i><br />
Medical Park Antalya Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Gökhan Ateş, hastanın kendilerine şehir dışından ambulansla yönlendirildiğini belirterek, "Hastamız, karın ağrısı şikayetiyle başvurduğu hastanelerde bağırsak kangreni tanısı almış. Bu süreçte çok büyük sıkıntılar yaşamış. Bir süre müdahale edilemediği için hastalığı ilerlemiş. Şehir dışından ambulansla bize yönlendirildi, biz de hastamızı kabul ettik. Gerçekten ciddi sıkıntıları vardı ve hayati tehlikesi çok yüksekti. Şu anda gayet iyi durumdayız, mutluyuz. Hatta 20 yaşını da burada kutladık. Bağırsak kangreni hızlı ilerleyen, zamanında müdahale edilmediğinde hayatı riske atan ciddi bir durumdur. Hastamızın yaşının genç olması nedeniyle muhtemelen bazı durumlar atlanmış olabilir. Ancak şu anda iyi olması bizim için en önemli nokta" diye konuştu.<br />
<i><strong>"Geldiğinde ağrıdan nefes almakta zorlanıyordu"</strong></i><br />
Hastanın kendilerine geldiğinde günlük temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamayacak durumda olduğunu aktaran Op. Dr. Ateş, "Hızlı bir şekilde kendine geldi. Yaklaşık bir ay boyunca neredeyse yürüyememiş, idrarını dahi yapamamış. Bize geldiğinde de idrarını ve büyük abdestini yapamıyor, ağrıdan nefes almakta zorlanıyordu. Şimdi ise çok daha iyi. Hastamız gelir gelmez medikal tedavisine başladık. Yaklaşık 10 gün önce tedavisi uygulandı. Tedaviden sonraki 2-3 gün içerisinde kendine gelmeye başladı. Sonrasında toparlanma süreci biraz zaman aldı. Bugün 10'uncu gündeyiz ve hastamızın geldiği noktadan dolayı mutluyuz" şeklinde konuştu.<br />
<strong><i>"Doktor kontrolü dışında alınan her şey zarar verebilir"</i></strong><br />
Bağırsak sağlığı ve kullanılan destek ürünlerine ilişkin uyarıda da bulunan Op. Dr. Ateş, "Doktor kontrolü dışında alınan her şey, faydadan çok zarar verebilir. Kullandığımız vitaminlerden bağırsakların çalışmasına yardımcı olan maddelere kadar her şeyin doktor kontrolünde alınması gerekiyor" diye konuştu.<br />
<i><strong>"Gezmediğim hastane kalmadı diyebilirim"</strong></i><br />
Alanya'dan geldiğini belirten Sudenur Erboy ise yaklaşık 4 aydır hastalıkla mücadele ettiğini söyledi. Denizli, İstanbul ve Antalya'da birçok hastaneye başvurduğunu anlatan Erboy, "Alanya'dan geliyorum. Yaklaşık 4 aydır bu hastalıkla mücadele ediyorum. Daha önce birçok hastaneye başvurdum, farklı illere gittim. Denizli, İstanbul ve Antalya'da gezmediğim hastane kalmadı diyebilirim. Çok kez başvurdum ancak genelde hekimler sanırım sorumluluk almak istemedi. Tuvaletime çıkamadığım için bu durumu biraz psikolojime yordular" ifadelerini kullandı.<br />
<i><strong>"İstanbul'dan ambulansla Antalya'ya geldim"</strong></i><br />
Tedaviye yanıt bulamayınca İstanbul'a gittiğini, burada da birçok hastaneye başvurduğunu anlatan Erboy, "Tedavime bulunduğum yerde yanıt bulamayınca il değiştirdim, İstanbul'a gittim. İstanbul'da da birçok hastaneye başvurdum. En son gittiğim hastanede, durumumun çok riskli olduğu ve hemen yatış almam gerektiği söylendi. Biz de aynı gün acil bir şekilde ambulansla Antalya'ya geri geldik. Gökhan hocamızı tanıdıklarımız aracılığıyla duyduk, bu konuda gerçekten çok iyi olduğunu öğrendik. Sağ olsun, Gökhan hocam da beni kabul etti. Burada çok güzel bir şekilde iyileştim" dedi.<br />
Yaşadığı sürecin günlük hayatını tamamen etkilediğini dile getiren Erboy, "Öncesinde yürüyemiyor, kalkamıyordum. Sürekli kramp ve sancılar yaşıyordum. Doktora gittiğimde herhangi bir yatış yapılmadı, bana yalnızca ilaçlarla düzelebileceği söylendi. Ancak ilaçlarla düzelmedim. Sonunda gerçekten kendime geldiğim için çok mutluyum. Artık yürüyorum, nefes alabiliyorum. Çok mutluyum ve Gökhan hocamla tanıştığım için de kendimi çok şanslı hissediyorum" dedi.<br />
<strong><i>"20 yaşında biri için çok üzücü bir durumdu"</i></strong><br />
Denizli'de çocuk gelişimi okuduğunu ve mezuniyet yılına hazırlandığını belirten Erboy, hastalığın eğitim ve sosyal hayatını da olumsuz etkilediğini anlattı. Erboy, "Denizli'de okuyorum, öğrenciyim. Hastalığımın beslenme şeklimle ilgili olabileceğini düşünüyorum. Ne kadar dikkat etmeye çalışsam da biraz kiloluydum, bu süreçte zayıfladım. Sanırım beslenmem, stres, sınavlar ve mezuniyet senemde olmam bu durumu etkiledi. Aynı zamanda stajımı da yapıyordum. O yoğun tempoda, muhtemelen yorgunluğun da etkisi oldu" dedi.<br />
Hastalık sürecinde sosyal hayatının tamamen durduğunu belirten Erboy, "Hastalık sürecinde yürüyemiyordum, herhangi bir sosyal hayatım kalmamıştı. Bu dönemde bir yandan da staj görüyordum. Çocuk gelişimi okuyorum. Anaokuluna gidip gelirken kendi enerjim olmadığı için çocuklara da yeterince enerji verebildiğimi düşünmüyordum. Çok zorlandım. Sürekli yatıyordum. Hafta içi, hafta sonu fark etmiyordu; işim biter bitmez gidip kendimi yatağa atıyordum. Çok zor bir süreçti. 20 yaşında biri için bunları yaşamak bence oldukça üzücü bir durumdu" ifadelerini kullandı.<br />
<i><strong>"Sanırım düzelemeyeceğim dedim"</strong></i><br />
Uzun süre çare aramanın psikolojik olarak da kendisini yıprattığını söyleyen Erboy, "Bir ara çare bulamayacağımı düşündüm. Sürekli il değiştirdik, hastane hastane gezdik. Artık insanın gerçekten psikolojisi bozuluyor. ‘Sanırım düzelemeyeceğim' dedim. Ta ki Gökhan hocamla tanışana kadar. Şimdi çok çok iyiyim" diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.kanalv.com.tr/duzelemeyecegim-erken-yeniden-ayaga-kalkti</guid>
      <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 11:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kanalvcomtr.teimg.com/crop/1280x720/kanalv-com-tr/uploads/2026/06/a-w735951-01.jpg" type="image/jpeg" length="33930"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Emine nine 94 yaşında, 90 yıldır keçileriyle dağlarda]]></title>
      <link>https://www.kanalv.com.tr/emine-nine-94-yasinda-90-yildir-kecileriyle-daglarda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kanalv.com.tr/emine-nine-94-yasinda-90-yildir-kecileriyle-daglarda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya'da yaşayan 94 yaşındaki Emine Tektaş, yaklaşık 90 yıldır sürdürdüğü çobanlık mesleğini ilerleyen yaşına rağmen bırakmıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Her sabah erkenden kalkarak keçilerini otlatan, sütlerini sağan ve sıcak havalardan etkilenmemeleri için kırkımlarını yapan Tektaş, azmiyle gençlere örnek oluyor.<br />
Döşemealtı ilçesine bağlı Bademağacı Mahallesi'nde yaşayan Emine Tektaş (94), henüz 5 yaşındayken başladığı çobanlık mesleğini aralıksız sürdürüyor. Gününü dağlarda "çocuklarım" diye seslendiği keçileriyle geçiren Tektaş, ilerleyen yaşına rağmen yaklaşık 80 keçilik sürüsünün bakımını tek başına üstleniyor.<br />
Her sabah gün doğmadan işe koyulan Emine Nine, keçilerini otlatıyor, sütlerini sağıyor ve yaz sıcaklarından etkilenmemeleri için kırkım işlemlerini de kendi yapıyor. Yıllardır hayvancılıkla geçimini sağlayan yaşlı kadın, keçilerin satışı ile süt ve peynirden elde ettiği gelirle yaşamını sürdürüyor.<br />
<strong><i>"5 yaşındayken çobanlık yapan nenemin arkasından hep giderdim"</i></strong><br />
Çobanlığın hayatının ayrılmaz bir parçası olduğunu söyleyen Emine Tektaş, mesleğe çocuk yaşlarda başladığını belirterek, "5 yaşındayken çobanlık yapan nenemin arkasından hep giderdim. Büyüdüğümde de sürü bana teslim edildi. Yaklaşık 90 yıldır çobanlık yapıyorum. Çok zorluğu yok. Davarları çeviriyorum, başkalarının ekinlerine girmesine engel oluyorum. Gücümün yettiği kadar yapıyorum" dedi.<br />
<i><strong>"Allah'ın ömür verdiği yere kadar bu işi yapacağım"</strong></i><br />
Hayatı boyunca keçiler sayesinde geçimini sağladığını ifade eden Tektaş, "5 çocuğum vardı, biri vefat etti. Kaç tane torunum var bilmiyorum. Oğlaklarla birlikte 80 tane keçim var. Onlar sayesinde arsa aldım, üzerine de evimi yaptım. Keçileri, sütünü ve peynirini satıyoruz. Allah'ın ömür verdiği yere kadar bu işi yapacağım. Gidemeyecek hale gelirsem de artık kızım keçilerin yanına gider" diye konuştu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.kanalv.com.tr/emine-nine-94-yasinda-90-yildir-kecileriyle-daglarda</guid>
      <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 13:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kanalvcomtr.teimg.com/crop/1280x720/kanalv-com-tr/uploads/2026/06/adsiz-tasarim-26.png" type="image/jpeg" length="86293"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yüzlerce yıllık halılar Tarlaları renklendirdi]]></title>
      <link>https://www.kanalv.com.tr/yuzlerce-yillik-halilar-tarlalari-renklendirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kanalv.com.tr/yuzlerce-yillik-halilar-tarlalari-renklendirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya'da Türkiye'nin dört bir yanından toplanıp buğday tarlalarına serilen 5 bine yakın el dokuması halı ve kilim, restore edilip mikroplardan arındırıldıktan sonra müşterilerine teslim ediliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Halıları görmek için binlerce kilometre uzaklıktan gelen yerli ve yabancı turistler, karşılaştıkları manzara karşısında gözlerine inanamıyor. Türk halılarına ilgi duyan Polonyalı kız arkadaşını halı tarlasına getiren Kazım Kıyaklı, "Görünce dayanamadı ağladı, aklını yitirdi" dedi.<br />
Antalya'nın Döşemealtı ilçesinde Türkiye'nin dört bir yanından toplanan 5 bine yakın el dokuması halı ve kilim, buğday tarlalarına serilmeye başlandı. 20 Haziran-20 Eylül tarihleri arasında aralarında yüz yıllık halıların da olduğu halı ve kilimler, tamir edildikten sonra mikroplardan arındırılmak için steril havuzlara sokuluyor. Daha sonra 100 dönümlük arazide güneşe serilen halı ve kilimlerin renkleri soldurulup pastele dönüşmesi sağlanıyor. Güneşin altında belirli aralıklarla tersi ve düzü çevrilerek halıların nemi ve sıcağı iyi şekilde alması, renklerin tonlamasının sağlamlaşması sağlanıyor.<br />
<strong><i>Mikroplardan arındırılıyor, yıkanıp tekrar kurutuluyor</i></strong><br />
Serildikleri alanı "halı tarlasına" çeviren el dokuması halı ve kilimler, güneşin altında mikroplardan arınıp, renk tonları oturduktan sonra çalışanlar tarafından katlanarak toplanıyor. Traktöre yüklenen halılar, yıkanma ve dezenfekte işleminden geçiyor. Kurutma yapıldıktan sonra ise araçlara yüklenip, sipariş alınan adreslerdeki müşterilerle buluşuyor.<br />
<i><strong>"Bu tarla yazın halıdan kazandırıyor, kışın buğdaydan"</strong></i><br />
Tarla sahiplerinden Deniz Halil Topkara, uzun yıllardır bu işi yaptıklarını belirterek, halıların güneş alması için serilmesindeki amacın pastelleştirme olduğunu söyledi. Türkiye'nin dört bir yanından müşterilerden toplanan halıların burada işlemlerden geçtiğini aktaran Topkara, "Çok eski halılar var aralarında. Önce yıkanıyor, tekrar buraya seriliyor. Bazı halılar ise tıraşlanıyor. Güneşte renkleri pastelleşerek daha doygun hale geliyor. Güneş aynı zamanda içinde güve varsa da, bu gibi böcekleri arındırıyor" dedi.<br />
Yaz ayları boyunca halıların tarlada kalacağını söyleyen Topkara, kışın ise buğday tarlası olarak tarlalarda işlem yapıldığını belirtti.<br />
<i><strong>"Aile ekonomisine katkı sağlıyor"</strong></i><br />
Halı tarlasında çalışan Ayşe Akbaba, yaz aylarında bölge halkının buralarda çalıştığını ve ailelerine ekonomik destek sağladığını söyledi. Halıların yaz boyunca güneş altında tutulduğunu belirten Akbaba, sıcakta çalışmanın zor olduğunu ancak ağaç gölgelerinde mola verdiklerini söyledi.<br />
<strong><i>"Polonyalı kız arkadaşım görünce ağladı, aklını yitirdi"</i></strong><br />
Bu eşsiz manzarayı görmek için bölgeye gelen yerli ve yabancı turistler ise bol bol fotoğraf çekiyor. Yaklaşık 1 yıldır halıların serilmesini dört gözle bekleyen Kazım Kıyaklı ve Polonyalı kız arkadaşı Jagoda Dudzinska, tarlaya gelerek bol bol fotoğraf çekindi. Kız arkadaşına sürpriz yaptığını belirten Kazım Kıyaklı, "Arkadaşlarımızdan çok duyuyorduk ama hiç görememiştik. Kız arkadaşım Türk halılarını çok merak ediyordu. Buraya habersizce getirdim ve görünce aklını yitirdi" dedi.<br />
Jagoda Dudzinska ise, "Halıları görür görmez ağladım" diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.kanalv.com.tr/yuzlerce-yillik-halilar-tarlalari-renklendirdi</guid>
      <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 14:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kanalvcomtr.teimg.com/crop/1280x720/kanalv-com-tr/uploads/2026/06/a-w734385-09.jpg" type="image/jpeg" length="26936"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Domates güvesi, mantar sineği ve elma iç kurduna ışık tuzağı]]></title>
      <link>https://www.kanalv.com.tr/domates-guvesi-mantar-sinegi-ve-elma-ic-kurduna-isik-tuzagi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kanalv.com.tr/domates-guvesi-mantar-sinegi-ve-elma-ic-kurduna-isik-tuzagi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Antalya'da tarlada, seralarda kalite kaybına yol açan domates güvesi, mantar sineği ve elma iç kurdu gibi zararlıları yakalayan, tarımsal üretimde ilaç kullanımının azaltılmasını sağlayan ışık tuzağı sistemi cihazı geliştirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya'da çiftçilerin tarım alanlarında yaşadığı sorunlara çözüm bulmak amacıyla makine mühendisi Alican İzgi ve ekibi tarafından ışık tuzağı sistemi (ecosav) geliştirildi. Alican İzgi, Sera ve tarlalarda farklı ürünlerde cihazı uyguladıklarını , İlk olarak ise domates üretiminde önemli kayıplara neden olan domates güvesi (tuta) üzerinde denendiğini belirtti. Ardından mantar sineği, elma iç kurdu ve manas kurdu gibi zararlılar üzerinde de kullanılmaya başlandığını aktaran İzgi, olumlu sonuçlar aldığını belirterek" Domatesin tutasına hiç ilaç attırmadan domates ürettirmeyi başardık. Kültür üreticilerinin başı 4 familyadan 16 çeşit mantar sineği ile bunların en küçüğünün yetişkini 0,4 cm büyüklüğünde en büyüğü 4-5 milim büyüklüğünde ve bu sinekle baş edemeyince inanılmaz ilaç atıyorlar biz yıllardır zehirli mantar yiyoruz. Şimdi mantara hiç ilaç attırmadan mantar ürettiriyoruz" dedi.<br />
<i><strong>İki çiftçinin talebi ile başladık</strong></i><br />
Fikir ve çalışma aşamasından bahseden İzgi"Antalya'da enerji sistemleri üzerine açtığımız iş yerine gelen ve vitrinde güneş panelini gören iki çiftçi gelip arazilerinde elektrik olmadığını ve domateslerine tuta zararlısının musallat olduğunu söyledi. ‘Bunları panel ile çekebilir misiniz?' diye talepte bulundular. Biz de iyi niyetle derman olur düşüncesiyle bir cihaz geliştirdik. Bu cihazı arazide denedik ve tutayı yakalamayı başardık" dedi<br />
İlk olarak cihazı arazide denediklerini ve patent başvurusu yaptıklarını aktaran İzgi"Bu cihazı arazide denedik ve tutayı yakalamayı başardık. Öyle olunca çalışırken cihazın videosunu çektik. İnternetten dünya da tuta mücadelesi nedir, ne tür cihaz kullanılıyor diye araştırdık. Bir tek Hindistan da bizim cihaza yakın bir cihaz bulabildik. Öyle olunca bu cihazın patent başvurusu yaptık.<br />
<strong><i>Mantara ilaç attırmadan mantar üretiyoruz</i></strong><br />
Cihazın kalite artışına değinen İzgi "Domatesin tutasına hiç ilaç attırmadan domates ürettirmeyi başardık. Kültür üreticilerinin başı 4 familyadan 16 çeşit mantar sineği ile bunların en küçüğünün yetişkini 0,4 cm büyüklüğünde, en büyüğü 4-5 milim büyüklüğünde ve bu sinekle baş edemeyince inanılmaz ilaç atıyorlar. Biz yıllardır zehirli mantar yiyoruz. Şimdi mantara hiç ilaç attırmadan mantar ürettiriyoruz. Sinekten çıkan larvaların verdiği zararı kimyasalda gördükleri zararı görmeyince üreticinin ve üretimin kalitesinde artış oluyor. Dolayısıyla mantarda Türkiye genelime yayıldı. Ve bu şekilde giderse ülkemizde üretilen tüm mantarı birden kurtarmış olacağımıza inanıyorum." dedi.<br />
<i><strong>AR-GE çalışmalarında olumlu sonuçlar</strong></i><br />
AR-GE çalışmalarında elma kurdu, katı lokma gibi zararlılardan bahseden İzgi"Daha sonraki argelerimizde elma kurduna hiç ilaç attırmadan elma üretmeyi başardık, Bir çalışmamızda sivrisinek yakarca için otelde çalıştık. Toprağın içinde halk arasında katı lokma, dana burnu derler, manas kurdu zirai adı . Ağaçların kökünü yiyerek kurumasında neden olur. Bunun dünyada ne biyolojik ne kimyasal hiçbir çözümü yokmuş. Toprakta yaşayan bu kurtlar toprağa girdikten sonra 2 yıl uçkunlaşıyorlar. Mayıstan Ağustosa havalar ısınana kadar. Bu uçkunlaşanlar 1 hafta 10 gün beslendikten sonra çiftleşiyorlar. Bir dişisi 80-100 yumurta bırakıyor.80-100 kurt tekrar toprağa giriyor ve çıkan lavralar tekrar toprağa giriyor. Dolayısıyla çıkanları biz çiftleştirip yumurta bırakmasına fırsat vermeden topluyoruz. 2 sene üst üste çıkanı topladık mı toprak tertemiz kalıyor." dedi.<br />
<strong><i>Cihazın 4-5 metre yükseklikte konulması gerekir</i></strong><br />
Cihazın yüksek yerlere konması gerektiğini aktaran İzgi, "Domatesin tuta zararlısı tuta kelebeğe zararlısı taze yaprakları sever taze yapraklara yumurta bırakırmış dolayısıyla üst yaprakların üstünden ışığı mutlaka görünmesi lazım ki tuta'ları görüp çekebilsin dolayısıyla fide dikildiğinde cihaz yerde fide yükseldikçe cihazında yükseltilmesi lazım elma bahçelerinde elma iç kurdunu bırakan güvelerde taç yapraklarının üzerinde uçuşurmuş. Taç yapraklarının üzerinden mutlaka ışığın görülmesi lazım. Onu da ağacın boyuna göre 4 metre 5 metre direklerin tepesine koyuyoruz" ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.kanalv.com.tr/domates-guvesi-mantar-sinegi-ve-elma-ic-kurduna-isik-tuzagi</guid>
      <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 11:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kanalvcomtr.teimg.com/crop/1280x720/kanalv-com-tr/uploads/2026/06/a-w734140-01-1.jpg" type="image/jpeg" length="65167"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Patara'nın Kent Kapısı'ndan 2 bin yıl sonra su akışı sağlandı]]></title>
      <link>https://www.kanalv.com.tr/pataranin-kent-kapisindan-2-bin-yil-sonra-su-akisi-saglandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kanalv.com.tr/pataranin-kent-kapisindan-2-bin-yil-sonra-su-akisi-saglandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ANTALYA'da Patara Antik Kenti'nde, Roma Dönemi'ne ait Kent Kapısı'nın tarihi su sistemi yaklaşık 2 bin yıl sonra yeniden çalıştırıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Antik dönemde ziyaretçileri etkileyen ve güç gösterisi olarak adlandırılan su perdesi, özgün işleyişine uygun şekilde yeniden akıtılarak kentin mühendislik mirası gün yüzüne çıkarıldı.</p>

<p>Patara Antik Kenti'nde 1988 yılından bu yana devam eden kazılarda Roma Dönemi’ni yansıtan birçok yapı ve eser bulundu. Dönemin en ihtişamlı yapıtlarından biri olan Kent Kapısı'nda restorasyon çalışmaları tamamlandı. O dönemde Kent Kapısı'nın gücünün ve ihtişamının göstergesi olan su perdesi ise aslına uygun şekilde yeniden çalıştırıldı ve yaklaşık 2 bin yıl sonra akmaya başladı. Antik dönemde kente 20 kilometre uzaklıktaki Bodamya kaynağından taşınan suyun, özel mühendislik sistemiyle kapı üzerinde su perdesi oluşturduğu, kanallar ve boru sistemiyle yapıya ulaştırıldığı belirtildi. Yeniden işler hale getirilen sistem, Roma Dönemi’ndeki mühendislik ve mimari anlayışın günümüze yansıyan örneklerinden biri olarak değerlendiriliyor.</p>

<p><i><strong>'İMPARATORA ADANMIŞ BİR ANIT'</strong></i></p>

<p>Patara'nın Roma Dönemi'nde önemli bir kent konumunda olduğuna dikkati çeken Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Patara Kazı Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Şevket Aktaş, "Likya Birliği'nin başkenti olmasının yanı sıra daha sonra Likya- Pamfilya eyaletinin de yönetim merkezi olmuş, Hristiyanlık döneminde ise metropol ünvanını korumuştur. Büyük kentleri ve limanları yaşatan en önemli unsur sudur. Önemli restorasyon çalışmalarından biri de Kent Kapısı'nda gerçekleştirildi. 2025 yılında bu çalışmaların önemli bir bölümü tamamlandı. Kent Kapısı'ndaki meşhur su sistemi yeniden işler hale getirildi. Kent Kapısı, yalnızca kentin sınırını belirleyen bir yapı değildir. Aynı zamanda imparatora adanmış bir anıt, bir propaganda ve su yapısıdır" dedi.</p>

<p><i><strong>'YAPIYA ZARAR VERMEDEN SİSTEMİ YENİDEN ÇALIŞTIRDIK'</strong></i></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yapının dönemine göre su ile birleşince ihtişamını artırdığını belirten Dr. Öğretim Üyesi Şevket Aktaş, "Antik dönemde kente gelen insanlar, öncelikle yapının ihtişamından etkileniyordu. Üzerindeki heykeller ve mimari detaylar görsel bir şölen sunarken, akan suyun çıkardığı ses ve oluşturduğu görüntü de ziyaretçiler üzerinde büyük bir etki bırakıyordu. Biz de bu tarihi deneyimi günümüze taşımak amacıyla, yapıya zarar vermeden ve gerekli kurul izinlerini alarak su sistemini yeniden çalışır hale getirdik. Böylece ziyaretçiler, antik dönemde yaşanan bu deneyimi bir nebze olsun hissedebiliyor. Burada yalnızca antik dönemin mühendisliğini değil, günümüz mühendisliğinin temellerini de görüyoruz. Modern mühendislik anlayışının kökleri büyük ölçüde bu dönemlere dayanıyor" diye konuştu.</p>

<p><strong><i>'SU, ROMA DÖNEMİNDE GÜÇ SEMBOLÜ OLARAK KULLANILIYORDU'</i></strong></p>

<p>Kent Kapısı'na suyun nasıl taşındığını anlatan Dr. Öğretim Üyesi Aktaş, "Patara'nın su ihtiyacı günümüzde 'İslamlar' olarak bilinen bölgede bulunan ve antik kaynaklarda 'Bodamya' olarak geçen doğal su kaynağından karşılanıyordu. Yaklaşık 20 kilometre uzaklıktaki bu kaynaktan alınan su, açık ve kapalı kanallar, köprüler ve su kemerleri aracılığıyla kentin üzerindeki daha yüksek kotta bulunan ana depolama merkezine ulaştırılıyordu. Burada biriktirilen su daha sonra kentin farklı noktalarına dağıtılıyordu. Kent Kapısı'na gelen su da eski sur hattının izini takip ederek pişmiş toprak künklerle yapının doğu ayağına ulaşıyordu. Kurşun borularla yukarı taşınan su, en üst seviyeye çıktıktan sonra yeniden künklerle orta açıklığın üzerine yönlendiriliyordu. Özel olarak tasarlanmış taş yüzey üzerinden serbest şekilde akan su, bir su perdesi oluşturuyordu. Su, Roma İmparatorluk Dönemi'nde yalnızca bir ihtiyaç unsuru olarak değil, aynı zamanda görsel bir gösteri ve güç sembolü olarak kullanılıyordu" dedi.</p>

<p><i><strong>'SIRADAN KENT KAPISI DEĞİL, ANITSAL BİR SU YAPISI'</strong></i></p>

<p>Dönemin mühendisliğinin bugüne taşındığını kaydeden Aktaş, "Kent Kapısı'nda hem inşaat mühendisliği hem de su mühendisliği bir arada kullanılmıştır. Su, künkler aracılığıyla yapının üst bölümüne çıkarılıyor, ardından bir su perdesi oluşturarak aşağıdaki havuza akıtılıyor. Bu sistem yalnızca teknik bir çözüm değil, aynı zamanda estetik bir tasarım anlayışının ürünüdür. Yapının inşasında matematik, mühendislik ve dönemin yapı ustalarının bilgi birikimi bir araya gelmiştir. Antik kentlerde kent kapıları ve çeşmeler yaygın olarak görülse de burada amaç yalnızca su depolamak değildir. Suyu bir görsel şova dönüştürmek, ziyaretçiler üzerinde etkileyici bir izlenim bırakmaktır. Bu özelliğiyle yapı sıradan bir kent kapısından ayrılıyor ve anıtsal bir su yapısına dönüşüyor" diye konuştu. (</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.kanalv.com.tr/pataranin-kent-kapisindan-2-bin-yil-sonra-su-akisi-saglandi</guid>
      <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 10:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kanalvcomtr.teimg.com/crop/1280x720/kanalv-com-tr/uploads/2026/06/adsiz-tasarim-23.png" type="image/jpeg" length="84970"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kızının kanseri yendiği gün dereceyle mezun oldu]]></title>
      <link>https://www.kanalv.com.tr/kizinin-kanseri-yendigi-gun-dereceyle-mezun-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kanalv.com.tr/kizinin-kanseri-yendigi-gun-dereceyle-mezun-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) mezuniyet günü Özlem ailesinin çifte kutlamasıyla geçti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>50 yaşındaki ALKÜ öğrencisi Selda Özlem, dereceyle mezun olurken aynı zamanda kanser olan kızının kanseri yendiğinin sonucu öğrendiler.<br />
Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi'nde 18 Haziran Perşembe günü düzenlenen mezuniyet töreninde, birbirinden güzel anlar yaşanırken Özlem ailesi için unutulmaz bir güne dönüştü. Alanyalı olan Selda Özlem (50), iki yıl önce girdiği YKS sınavında ALKÜ ALTSO Turizm Meslek Yüksekokulu Turizm ve Otel İşletmeciliği Bölümünü kazandı. Özlem kayıt yaptırdıktan bir gün sonra Peyzaj Mimarlığından mezun olan kızı İlayda Özlem'in (22) Hodgkin Lenfoma (Lenf Kanseri) olduğunu öğrendiler. Kızı İlayda'ya ileri teşhisli kanser teşhisinin ardından anne Selda Özlem okulu bırakmayı düşündü. Annesinin okulu bırakmamasını isteyen kızı İlayda'nın, "Anne eğer sen düşersen ben de kanseri yenemem; bana söz verdiğin gibi o diplomayı alacaksın" sözleri üzerine Selda Özlem pes etmemeye karar verdi.<br />
<i><strong>Kemoterapi sürecinde ders başarısı</strong></i><br />
Kızına verdiği sözü en yüksek azimle yapmaya başlayan anne Selda Özlem, kızının kemoterapi tedavisi devam ederken aynı zamanda bu zorlu süreçte derslerine de sıkı sıkı bağlandı. Selda Özlem, zaman zaman devamsızlık yapmak zorunda kalsa da azimle çalışarak okulda öğrenci temsilciliği ve kalite yönetim sistemi gibi aktif görevler de üstlendi. Selda Özlem bu süreci, "Hep pozitif düşünerek birbirimize destek olduk. Okuldayken aklım hep kızımdaydı ama başarmak zorundaydım" diyerek özetledi. İki yıl zorlu sürecin ardından anne Selda Özlem, bölüm ikincisi, okul dördüncüsü olarak diplomasını almaya hak kazandı. Selda Özlem için en büyük ödül, mezuniyet töreninden sadece bir gün önce geldi. Kızının son sağlık kontrollerinde PET sonucunun tertemiz çıktığı müjdesini alan Özlem, ertesi gün mezuniyet töreninde çifte mutluluk yaşadı. Başarısını kanseri yenen kızına ve her zaman yanında olan eşi Orhan Özlem'e ithaf eden Selda Özlem, törende duygusal anlar yaşadı. Özlem ailesinin mücadele ve azimle geçen iki yıllık zorlu süreci mezuniyet töreninde çifte kutlama ile yaşandı.<br />
<strong><i>"Bu başarı zorluklarla mücadele edenlere ilham olsun"</i></strong><br />
Azmin sonunda en mutlu günlerinden birini yaşadığını söyleyen Selda Özlem, "50 yaşında, ALKÜ ALTSO Turizm Meslek Yüksekokulu Turizm ve Otel İşletmeciliği Bölümünden dereceyle mezun olmanın gururunu yaşıyorum. Bu başarı benim için sadece bir mezuniyet hikâyesi değil, aynı zamanda ailece verdiğimiz büyük bir mücadelenin de sembolüdür" dedi.<br />
Kızının, 2024 yılında Ankara Üniversitesi Peyzaj Mimarlığı Bölümünden mezun olduğunu ve mezuniyetinin ardından Hodgkin Lenfoma Kanseri teşhisi konulduğunu anlatan Özlem, "Yaşadığımız bu zorlu süreç ailemiz için oldukça yıpratıcı olsa da kızım mücadele gücü ve yaşam enerjisiyle hepimize örnek oldu. Bugün kızım, Peyzaj Mimarı olarak mesleğini başarıyla sürdürmektedir. Tedavi sürecinde bana verdiği en büyük destek ise eğitimimi yarıda bırakmamam konusunda gösterdiği ısrar ve inanç oldu. Kendisine verdiğim sözü tutmamı, azim ve kararlılıkla yoluma devam etmemi istedi. Ben de yaşadığımız tüm zorluklara rağmen hedeflerimden vazgeçmedim ve eğitimimi başarıyla tamamladım. Mezuniyet töreninde çok duygusal anlar yaşadım. Bu başarımı, kanserle mücadele ederek bu zorlu süreci başarıyla geride bırakan sevgili kızıma ve her zaman yanımda olan, desteğini hiç esirgemeyen eşim Orhan Özlem'e ithaf ediyorum. Benim hikâyem, hayallerin peşinden gitmek için hiçbir zaman geç olmadığının bir göstergesidir" diye konuştu.<br />
Turizm sektöründen emekli olan anne Selda Özlem, bundan sonraki hedefini ise turizm fakültesinden mezun olduktan sonra akademisyenlik olduğunu sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.kanalv.com.tr/kizinin-kanseri-yendigi-gun-dereceyle-mezun-oldu</guid>
      <pubDate>Tue, 23 Jun 2026 14:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kanalvcomtr.teimg.com/crop/1280x720/kanalv-com-tr/uploads/2026/06/a-w731885-01.jpg" type="image/jpeg" length="75586"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hayırsever Çiftçinin Tarlası Öğrenciler İçin Hasat Edildi]]></title>
      <link>https://www.kanalv.com.tr/hayirsever-ciftcinin-tarlasi-ogrenciler-icin-hasat-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kanalv.com.tr/hayirsever-ciftcinin-tarlasi-ogrenciler-icin-hasat-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazipaşa ilçesinde isminin açıklanmasını istemeyen hayırsever çiftçi, kendi üretimi olan 10 ton karpuzu öğrencilere ve ihtiyaç sahibi ailelere ulaştırılmak üzere bağışladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gönüllülerin desteğiyle hasat edilen ve dağıtıma hazırlanan karpuzlar, Antalya ve Mersin'deki Kur'an kursları ile Konya'daki öğrenci yurtlarına gönderildi.<br />
Türkiye'nin önemli yaş meyve ve sebze üretim merkezlerinden biri olan Gazipaşa'da örnek bir dayanışma hikâyesi yaşandı. İlçede uzun yıllardır tarımsal üretim yapan ve isminin açıklanmasını istemeyen bir çiftçi, yaz sezonunda bahçesinden elde ettiği karpuzların önemli bir bölümünü ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmak üzere bağışladı. Hayırsever üretici tarafından bağışlanan toplam 10 ton karpuz, gönüllülerin katılımıyla bahçeden toplandı. Daha sonra dağıtım için hazırlanan karpuzlar, farklı noktalara sevk edilerek öğrenciler ve dar gelirli ailelere ulaştırılmak üzere yola çıkarıldı.<br />
<i><strong>Kur'an kursları ve öğrenci yurtlarına gönderildi</strong></i><br />
Bağış kapsamında hazırlanan karpuzlar, Antalya'nın Gazipaşa ve Alanya ilçeleri ile Mersin'in Anamur ve Bozyazı ilçelerinde faaliyet gösteren Kur'an kurslarına gönderildi. Bunun yanı sıra Konya'daki öğrenci yurtlarında kalan gençlerin de bağıştan faydalanması sağlandı. Yaz aylarının en çok tüketilen meyvelerinden biri olan karpuzun, özellikle sıcak günlerde öğrencilere ve ailelere ikram edilerek sofralara katkı sunacağı belirtildi.<br />
<i><strong>Gönüllüler de destek verdi</strong></i><br />
Bağış sürecinde gönüllüler de aktif rol aldı. Karpuzların tarladan toplanması, yüklenmesi ve sevkiyata hazırlanması aşamalarında çok sayıda gönüllü destek verdi. Böylece kısa sürede organize edilen çalışma sayesinde tonlarca ürün ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmak üzere hazırlandı. Çalışmaya katılan gönüllüler, yardımlaşma kültürünün yaşatılmasının önemine dikkat çekerek, üreticinin gösterdiği duyarlılığın örnek teşkil ettiğini ifade etti.<br />
<strong><i>İsminin açıklanmasını istemedi</i></strong><br />
Yaptığı bağışla takdir toplayan çiftçi ise isminin açıklanmasını istemedi. Yardımın herhangi bir gösteriş amacı taşımadığını, tamamen ihtiyaç sahiplerine destek olmak için gerçekleştirildiğini belirten hayırsever üreticinin bu yaklaşımı da çevresinde takdirle karşılandı. Yetkililer ve vatandaşlar, tarımsal üretimin merkezi konumundaki Gazipaşa'da gerçekleştirilen bu anlamlı bağışın sosyal dayanışmanın güçlenmesine katkı sunduğunu belirterek hayırsever çiftçiye ve çalışmada görev alan gönüllülere teşekkür etti.<br />
<strong><i>"Rabbimiz hayrını kabul eylesin"</i></strong><br />
Bağışı teslim alan Anamur Müftüsü Mehmet Fidan, yapılan yardımın hafızlık eğitimi alan öğrenciler için büyük anlam taşıdığını belirterek hayırsever çiftçiye teşekkür etti. Fidan, Anamur'daki erkek hafızlık Kur'an kursu ile Bozyazı'daki kız ve erkek Kur'an kurslarında eğitim gören öğrencilerin bağıştan yararlanacağını ifade etti.<br />
Müftü Mehmet Fidan, bağışın ardından yaptığı açıklamada hayırsever çiftçi için dua ederek, "Rabbimiz hayrını kabul eylesin, kazancını bereketlendirsin. Kendisini, ailesini ve malını her türlü kaza, bela ve musibetten muhafaza eylesin. Yapılan bu hayrın hem dünyada hem de ahirette karşılığını almasını temenni ediyoruz" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.kanalv.com.tr/hayirsever-ciftcinin-tarlasi-ogrenciler-icin-hasat-edildi</guid>
      <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 10:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kanalvcomtr.teimg.com/crop/1280x720/kanalv-com-tr/uploads/2026/06/a-w727306-02.jpg" type="image/jpeg" length="28672"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Karnından 12 Kilogramlık Yumurtalık Kitlesi Çıkarıldı]]></title>
      <link>https://www.kanalv.com.tr/karnindan-12-kilogramlik-yumurtalik-kitlesi-cikarildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kanalv.com.tr/karnindan-12-kilogramlik-yumurtalik-kitlesi-cikarildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Solunum sıkıntısı, karında aşırı büyüme, yaygın enfeksiyon (sepsis) şüphesi nedeniyle hastaneye başvuran 58 yaşındaki Rus uyruklu Olga Viktorovna'nın yumurtalığından 12 kilogram ağırlığında ve 50 santimetre boyutunda dev bir kitle çıkarıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Uzun süredir solunum sıkıntısı, karın ağrısı ve karında yaygın büyüme şikâyetleri yaşayan Olga Viktorovna, durumunun ağırlaşması üzerine Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Servisi'ne başvurdu. Hastanede görev yapan Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı'ndan Doç. Dr. Emre Köle'ye konsülte edilen hastada yapılan fizik muayene, tetkik ve görüntüleme yöntemleri sonucunda yumurtalık kaynaklı dev bir kitle tespit edildi.<br />
Hastada yaygın enfeksiyon bulguları ve kanser şüphesi tespit edilmesi üzerine Doç. Dr. Emre Köle, hastanın durumunu değerlendirmek amacıyla Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Op. Dr. Merve Çakır Köle ile görüşerek acil ameliyat kararı aldı.<br />
Başarılı geçen operasyon sonucunda hastanın yumurtalığından 50 santimetre boyutunda ve yaklaşık 12 kilogram ağırlığında dev kitle çıkarıldı. Operasyon sonrası açıklamalarda bulunan Doç. Dr. Emre Köle, "Acil servisimize başvuran hastamızda ön değerlendirme sonucunda yaygın enfeksiyon (sepsis) tablosu ve kanser şüphesi tespit ettik. Hastamızın mevcut klinik durumu nedeniyle vakit kaybetmeden acil laparotomi kararı aldık. Operasyona katılan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Op. Dr. Hakan Demir ile Jinekolojik Onkoloji Yan Dal Uzmanı Op. Dr. Merve Çakır Köle eşliğinde gerçekleştirdiğimiz açık ameliyatta 50 santimetreye ulaşan dev yumurtalık kitlesini başarıyla çıkardık. Yaklaşık 12 kilogram ağırlığındaki kitlenin alınmasının ardından hastamızın böbrek fonksiyonları ve enfeksiyon değerleri düzelmeye başladı. Hasta operasyon sonrasında yaklaşık 20 kilogram verdi. Kısa süre içerisinde taburculuğunu planlıyoruz" dedi.<br />
Başarılı ameliyat sonrası hastayı serviste ziyaret eden Op. Dr. Merve Çakır Köle ise yaptığı açıklamada, "Acil şartlarda operasyona aldığımız hastanın yumurtalık kitlesinin hızlı patoloji incelemesinde nadir görülen bir yumurtalık tümörü türü olan granüloza hücreli tümör olduğu anlaşıldı. Hastalığın yayılmasını önlemek amacıyla rahim (histerektomi), her iki yumurtalık ve karın içerisindeki koruyucu yağ dokusu (omentektomi) da başarılı bir operasyonla alındı. Böylece hastanın hem ana operasyonu hem de tamamlayıcı cerrahi işlemleri gerçekleştirilmiş oldu. Bundan sonraki tedavi sürecini medikal onkoloji bölümüyle birlikte sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı.<br />
Karnındaki dev kitleden kurtulan Olga Viktorovna ise, "Böyle bir durum yaşayacağımı tahmin etmiyordum. Doktorlarım sayesinde yeniden hayata tutundum. En büyük şansım Türkiye'de olmaktı. Benimle hemen ilgilendiler ve tüm işlemlerimi hızlıca gerçekleştirdiler. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" dedi.<br />
Bu tür ileri ve özellikli operasyonların hastanelerinde başarıyla gerçekleştirildiğini belirten Doç. Dr. Emre Köle ve Op. Dr. Merve Çakır Köle, hastaların sağlığına kavuşabilmesi için çalışmalarını sürdürdüklerini ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.kanalv.com.tr/karnindan-12-kilogramlik-yumurtalik-kitlesi-cikarildi</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 13:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kanalvcomtr.teimg.com/crop/1280x720/kanalv-com-tr/uploads/2026/06/a-w723177-02.jpg" type="image/jpeg" length="23463"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Antalya Trafiğinde Kornalar, Kanseri Yenen Kadın İçin Çaldı]]></title>
      <link>https://www.kanalv.com.tr/antalya-trafiginde-kornalar-kanseri-yenen-kadin-icin-aldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kanalv.com.tr/antalya-trafiginde-kornalar-kanseri-yenen-kadin-icin-aldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz tatili için gelen 45 yaşındaki Esengül Karaman, meme bölgesinde hissettiği kısa süreli sızının ardından başvurduğu hastanede meme kanseri olduğunu öğrendi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde ameliyat edilen Karaman, 13 kür kemoterapi ve 15 kür ışın tedavisinin ardından 3 gün önce temiz raporunu aldı. Sağlığına kavuştuğunu öğrenen Karaman, şehirde çok fazla kişiyi tanımadığı için aracının arkasına "Kanseri yendim, kutlamak için kornaya basın" yazısı asarak 2 gün boyunca Antalya sokaklarında dolaştı. "Şu an bana ikinci hayatım gibi" diyen Karaman, "En ufak bir sızı, ağrı, halsizlik ya da yorgunlukta doktora başvurun. Vücudunuzu dinleyin" sözleriyle erken teşhisin önemine dikkat çekti.<br />
Karabük'ten yaz tatili için Antalya'ya gelen Esengül Karaman'ın hayatı, meme bölgesinde hissettiği kısa süreli bir sızının ardından değişti. 2025 yılı 13 Ekim'de yaşadığı rahatsızlık sonrası Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne başvuran Karaman'dan ultrason ve mamografi istendi. Yapılan tetkiklerin ardından meme kanseri olduğunu öğrenen Karaman'ın tedavi süreci kısa sürede başladı. Erken evrede tespit edilen hastalık nedeniyle ameliyata alınan Karaman, ameliyatın ardından 13 kür kemoterapi ve 15 kür ışın tedavisi gördü.<br />
Tedavi sürecini Antalya'da geçiren Karaman, 3 gün önce yapılan kontrollerin ardından temiz raporu aldı. Büyük sevinç yaşayan Karaman, aracının arkasına "Kanseri yendim, kutlamak için kornaya basın" yazısı astı. Otomobilini pembe balonlarla da süsleyen Karaman, 2 gün boyunca Antalya sokaklarında dolaşarak sevincini kentteki vatandaşlarla paylaştı. Karaman'ın kaydettiği videolarda, trafikteki sürücülerin korna çalarak kutlamaya ortak olduğu anlar yer aldı.<br />
<strong>"Benim kitlem kesinlikle ele gelmiyordu"</strong><br />
Hastalığı kısa süreli bir sızıyla fark ettiğini belirten Esengül Karaman, kadınlara vücutlarındaki en küçük değişikliği dikkate almaları gerektiğini söyledi. Karaman, "45 yaşındayım. Geçen yıl 13 Ekim'de fark ettim. Fark etmem anlık bir sızıyla oldu. Doktorlar, ‘Memenizi elinizle muayene edin, kitle gelirse doktorunuza başvurun' diyor. Buna ek olarak şunu söylemek istiyorum; benim kitlem kesinlikle ele gelmiyordu. Ufacık bir sızı ya da sızlama olursa mutlaka doktora başvurmanız gerekiyor. Benim hastalığım ultrasonda çıktı, ardından mamografi çekildi. Sürecim hemen başladı" dedi.<br />
<strong><i>"Yoksa tekrarlayabilirdi, ölebilirdim"</i></strong><br />
Hastalığının 1'inci evrede tespit edildiğini anlatan Karaman, ameliyatın ardından tedavisinin devam ettiğini belirtti. Karaman, "Birinci evrede tespit edildi, erken evreydi. Önce ameliyat oldum. Küçük olduğu için alındı. Ameliyattan sonra doktorum, tekrarlamaması için koruma amaçlı kesinlikle kemoterapi almam gerektiğini söyledi. Yapılan tetkiklerde tümörümün hormon reseptörü pozitif olduğu belirlendi. Başka çarem de yoktu. Kemoterapi almamak için çok araştırdım ama en doğru karar kemoterapi almamdı. Yoksa tekrarlayabilirdi, ölebilirdim. 13 kür kemoterapi aldım, 15 kür de ışın tedavisi aldım. Şimdi hormon tedavisi ve kanser ilaçlarımla tedaviye devam ediyorum ama yendim. Temiz raporumu aldım, şu an çok mutluyum" diye konuştu.<br />
<i><strong>"Kemoterapi sürecinde hastalık yokmuş gibi yaşadım"</strong></i><br />
Tedavi sürecinde moralini yüksek tutmaya çalıştığını dile getiren Karaman, kemoterapi döneminde yaşadığı zorlukları da anlattı. Karaman, "Kemoterapi aşamasında ben yokmuş gibi yaşadım. Sürekli mutlu olmaya çalıştım. Çok ağladım, çok üzüldüm. Ateş düştüğü yeri yakıyor ama yokmuş gibi davrandım. Sürekli gezdim, kendimi dışarı attım. Beslenmeme çok dikkat ettim, bağışıklığımı korudum. Doktorumun tavsiye ettiği ve onayladığı ek gıdalar aldım. Bu şekilde ilerledim" ifadelerini kullandı.<br />
<strong><i>"Doktorum, ‘Normal sağlıklı bir kadından hiçbir farkın yok' dedi"</i></strong><br />
Temiz raporunu 3 gün önce aldığını belirten Karaman, "Tahlillerim yapıldı. Doktorum 3 gün önce temiz raporumu verdi. Şükürler olsun. Bana, ‘Artık normal sağlıklı bir kadından hiçbir farkın yok' dedi. Bu da bana yeterliydi zaten. Bir oğlum, bir kızım var. 21 ve 22 yaşındalar. Onlar da çok mutlu oldu. Arkadaşları sosyal medyada paylaştığım gönderiyi görmüş, onlar da çok mutlu olmuş. En çok çocuklarım sevindi" dedi.<br />
<i><strong>"Kutlayabileceğim kimse olmayınca böyle bir yazı yazıp gezmek istedim"</strong></i><br />
Antalya'ya yazlık için geldiğini, teşhisin ardından tedavi süreci nedeniyle kentte kalmak zorunda olduğunu anlatan Karaman, sevincini neden bu şekilde kutladığını da paylaştı. Karaman, "Aslında Karadeniz bölgesinde yaşıyordum. Antalya'ya yazlık diye gelmiştik ve burada kaldım. Teşhisim konduktan sonra kışın da burada kalmak zorunda kaldım. Burada kimsem yoktu, birkaç tanıdığım vardı. Onların dışında kutlayabileceğim kimse olmayınca ben de böyle bir yazı yazıp gezmek istedim" dedi.<br />
<i><strong>"Bütün Antalya halkına çok teşekkür ediyorum"</strong></i><br />
Aracıyla 2 gün boyunca Antalya sokaklarında dolaştığını belirten Karaman, gördüğü ilgiden dolayı mutlu olduğunu söyledi. Karaman, "Bütün Antalya halkına çok teşekkür ediyorum. Çok arkamda oldular, hâlâ yazıyorlar, hâlâ mesaj atıyorlar. Halkımız bu tarz olaylarda gerçekten çok duyarlı. Çok güzel mesajlar alıyorum. İki gün boyunca aracın arkasına yazıyı takarak Antalya'da dolaştım. Bir gün doymadım, bir gün daha yaptım. Çok eğlendim. İnsanlar kornaya basarken çok mutlu oldum. Karabük'ten gelmiştim, Antalya'yı çok sevdim. Şu an bana ikinci hayatım gibi bir şey. O yüzden her günümün, hatta her dakikamın değerini biliyorum. Benim için her şey sağlık. Sağlıktan öte hiçbir şey yok" diye konuştu.<br />
<strong><i>"Babamla aynı ayda kanser teşhisi kondu"</i></strong><br />
Aynı dönemde babasına da kanser teşhisi konduğunu söyleyen Karaman, yaşadığı sürecin kendisine sağlığın önemini bir kez daha hatırlattığını ifade etti. Karaman, "İnsanlar sağlığına dikkat etsin. Lütfen vücudunun her yerini dinlesin. Bizim insanlarımız hastaneye, doktora gitmeyi pek sevmiyor. Bence en ufak bir yeri ağrıdığında kesinlikle doktora gitmeliler. Kendilerinden, vücutlarından şüphelensinler. Çünkü benim hiçbir şeyim yoktu. Gayet sağlıklıydım, hiçbir ağrım yoktu. Sadece üç saniyelik bir sızıydı. Doktora şüphelenerek gittim. Benim babam da akciğer kanseri. Babamla ikimize aynı ayda kanser teşhisi kondu. O ameliyat oldu, kurtuldu. Şükürler olsun ben de kurtuldum" dedi.<br />
<i><strong>"Moral, moral, moral"</strong></i><br />
Tedavisinin Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde gerçekleştiğini belirten Karaman, hastalık sürecinde moralin kendisi için en büyük güç olduğunu söyledi. Karaman, "13 kür kemoterapi ve ameliyatım Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde gerçekleşti. Kaşım, kirpiğim, her şeyim döküldü. İnsanlıktan çıkmıştım ama şükürler olsun şu anda çok iyiyim. Motivasyon ve moral bu süreçte çok önemli. Moral, moral, moral. İnsanlar kendini dışarı atsın. Evde durmasın, kendini dinlemesin. Kesinlikle hiçbir şeyi kafaya takmasınlar. Hayat kısa, anı değerlendirsinler" ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.kanalv.com.tr/antalya-trafiginde-kornalar-kanseri-yenen-kadin-icin-aldi</guid>
      <pubDate>Tue, 09 Jun 2026 11:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kanalvcomtr.teimg.com/crop/1280x720/kanalv-com-tr/uploads/2026/06/a-w721428-01.jpg" type="image/jpeg" length="72377"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mutluluğun Formülü Sağlıklı Bağırsaklardan Geçiyor]]></title>
      <link>https://www.kanalv.com.tr/mutlulugun-formulu-saglikli-bagirsaklardan-geciyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kanalv.com.tr/mutlulugun-formulu-saglikli-bagirsaklardan-geciyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Muratpaşa Belediyesi Kültür Salonu'nda, sağlıklı yaşama katkıda bulunmak amacıyla "Sindirim Sistemi Gerçekten 2'nci Beynimiz mi? Mutluluk Bağırsaklarda mı?" başlıklı bir seminer düzenlendi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Bilge Baş'ın konuşmacı olarak yer aldığı seminer, katılımcılardan yoğun ilgi gördü. Doç. Dr. Baş, sindirim sistemi ile genel sağlık arasındaki ilişkiyi ele aldığı seminerde katılımcılarla güncel bilgileri paylaştı.<br />
Seminerde bağırsak sağlığının yalnızca sindirim sistemiyle sınırlı olmadığına dikkat çeken Doç. Dr. Bilge Baş, şişkinlik, gaz, kabızlık ve ishal gibi sorunların bağırsak florasındaki bozulmaların habercisi olabileceğini belirtti. Bağırsakların bağışıklık sisteminde önemli bir rol üstlendiğini ifade eden Baş, sık hastalanma ve kronik yorgunluk gibi durumların da bağırsak sağlığıyla ilişkili olabileceğini paylaştı.<br />
Sağlıklı bir bağırsak yapısının korunmasında beslenme çeşitliliğinin önemine değinen Baş, her farklı mikroorganizmanın farklı gıdalarla beslendiğini, bu nedenle tek tip beslenmenin bağırsaklardaki yararlı mikroorganizmaların çeşitliliğini azaltabileceğini söyledi. Mevsimsel gıdaların tüketilmesinin önemine de dikkat çeken Baş, fiziksel aktivite ve stres yönetiminin bağırsak sağlığını desteklediğini, gereksiz antibiyotik kullanımının ise yararlı bakterilere zarar verebildiğini ifade etti.<br />
Seminerde ayrıca "beyin sisi" olarak adlandırılan zihinsel bulanıklık, odaklanma güçlüğü ve unutkanlık gibi belirtilerle kendini gösteren durumun da ele alındığı belirtildi. Katılımcılara bağırsak sağlığını korumaya yönelik öneriler sunulurken, insan vücudundaki yararlı bakterilerin desteklenmesi gerektiği vurgulandı.<br />
Bağırsak ve beyin arasındaki güçlü iletişimin insan sağlığı üzerindeki etkilerini de paylaşan Doç. Dr. Baş, bağırsak florasının ruh hali, stres yönetimi ve genel yaşam kalitesi üzerindeki rolüne değindi. Baş, sağlıklı beslenmenin fiziksel olduğu kadar zihinsel sağlık açısından da önem taşıdığının altını çizdi.<br />
Katılımcılar seminer sonunda sindirim sistemi hastalıkları, bağırsak sağlığını korumanın yolları ve günlük yaşamda uygulanabilecek beslenme alışkanlıkları hakkında bilgi alma fırsatı bulurken, seminer soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.kanalv.com.tr/mutlulugun-formulu-saglikli-bagirsaklardan-geciyor</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 12:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kanalvcomtr.teimg.com/crop/1280x720/kanalv-com-tr/uploads/2026/06/a-w720640-01.jpg" type="image/jpeg" length="34685"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türk doktor, dünyanın gözü önünde canlı ameliyat yapacak]]></title>
      <link>https://www.kanalv.com.tr/turk-doktor-dunyanin-gozu-onunde-canli-ameliyat-yapacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kanalv.com.tr/turk-doktor-dunyanin-gozu-onunde-canli-ameliyat-yapacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ULUSLARARASI alanda robotik kanser cerrahi çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Oktar Asoğlu, İngiltere'de düzenlenecek 10'uncu Portsmouth Colorectal Kongresi'nde canlı ameliyat gerçekleştirecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası alanda kanser hastalıkları ve özellikle robotik kanser cerrahi çalışmalarıyla tanınan ve Rusya Kolorektal Cerrahlar Derneği'nin (RSCS) onursal üyesi de seçilen Prof. Dr. Oktar Asoğlu, İngiltere'de 9-12 Haziran tarihleri arasında düzenlenecek 10'uncu Portsmouth Colorectal (Kolorektal) Kongresi'nde Türk tıp dünyası adına bir ilki gerçekleştirecek. Prof. Dr. Asoğlu, Kolorektal Kongresi'nde, dünyanın farklı ülkelerinden katılacak bu alandaki en önemli bilim insanlarının önünde canlı ameliyat gerçekleştirecek.</p>

<p><i><strong>MODERATÖR, BU İŞİN TEKNİĞİNİ TANIMLAYAN KİŞİ</strong></i></p>

<p>Kolorektal cerrahi alanında düzenlenecek 10'uncu büyük kongreye davet edildiğini belirten Prof. Dr. Oktar Asoğlu, “Kongrenin özelliği canlı yayınlarla yapılan bir kongre, hem salona hem online yapılıyor. Böylelikle binlerce kişiye ulaşabiliyor. İlginç tarafı rektum kanserinde devrim yaratan Bill Shields, 90 yaşına geldi. Onun moderatörlüğünde 3 cerrah, canlı ameliyat yapacağız. Eş zamanlı ve dünyada bu işin standardını koyan 90'a yakın bilim insanı da orada olacak. Moderatörlüğünü, tekniği tanımlayan bilim insanı yapıyor, diğerleri de standartları koyan bilim insanları. Biz de canlı performansla ameliyat yapacağız ve 2- 2,5 saatlik bir süreçte bu tartışılacak" dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><i><strong>İNGİLTERE'DE TÜRK TIBBI ADINA İLK</strong></i></p>

<p>Daha önce Rusya, Avrupa ve Asya'da bu alandaki kongrelerde de canlı ameliyat gerçekleştiren Prof. Dr. Asoğlu, “İngiltere'deki bu büyük kongrede de yabancı bir hastayı, yabancı bir ülkedeki kongre sırasında ameliyat eden, benim bildiğim kadarıyla ilk kez oluyor. Ben başka ülkelerde onlarca kez ameliyat yaptım. İngiltere'deki kongre de bir nevi meslek zirvesi. Buna götüren şey de tabii, yıllardır belirli bir alanda çalışma, yayın yapma, uzun yıllar kongrelerde çeşitli basamaklarda görev aldıktan sonra bilimsel yaptığınız şeylerin karşılığı" diye konuştu.</p>

<p><strong><i>'BİLİMİ TOPLUM YARARINA DÖNÜŞTÜRÜYORUZ'</i></strong></p>

<p>Hedefinin İtalya, Meksika gibi diğer ülkeler olduğunu anlatan Prof. Dr. Oktar Asoğlu, yıllardır vazgeçmeden bilim adına çalışmalarını büyük gayretle sürdürdüğünü anlattı. Türkiye'de akademik yayınlar ya da makalelerin genellikle ünvan alıncaya kadar, kriter doldurmak için yapıldığı ve kesintisiz sürdürülmediği eleştirisinde bulunan Prof. Dr. Asoğlu, “Yani ben kesintisiz sürdüren, her yıl 5-6 tane uluslararası yayın yapan, ünvan bile kullanmıyorum. Çünkü bilim adına yapıyoruz. Yani bilimin standartlarını belirlemeye çalışmak amaçlı. Çünkü amaç ameliyat yapmak değil. Aynı zamanda bir başka ameliyathanede, bir başka ülkede, başka bir cerrah bir ameliyat yaparken bizim bu standartları koyabilmemizle başka bir hayata dokunsun. Bilimi üretkenlik, toplum yararına dönüştürmeyi hedefleyen bir hayat çizdim. Bunlar da onun karşılığı" ifadelerini kullandı.</p>

<p><i><strong>'DÜNYANIN HER YERİNDEN İZLENECEK'</strong></i></p>

<p>10 Haziran Çarşamba günü saat 11.00'de canlı ameliyatın gerçekleşeceğini belirten Prof. Dr. Asoğlu, “Tabii online dünyanın her yerinden izlenecek. Tıbbi cerrahlar kendini tanımlayıp kongreye online kayıt yaptırıyor. Kayıt yaptırdıktan sonra online olarak tüm kongreyi izliyor, soru sorabiliyor, moderatör kanalıyla soru da sorabiliyor. Yani cerrahlar izleyebilecek. Canlı ameliyatı Güney Kore'den 10 bin vaka yapmış çok üst düzey bir cerrah Prof. Choi ve Norveç'ten Prof. Lars Thomas ile birlikte yapacağız. İki isim de çok önemli cerrahlar. Üçümüz aynı ameliyatın farklı versiyonlarını yapacağız eş zamanla. Tabii ilginç tarafı asıl orada bir sürü moderatör var. Bunlar da dünya standartlarını koymuş bilim insanları, ameliyatı yorumluyor. Bill Shields bu tekniği tanımlayan kişi. En güzel tarafı da ben asistanken ismini duyduğum, izlediğim, heyecanla merak ettiğim adamın önünde bunu yapıyor olmak ayrı bir şey olacak" dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.kanalv.com.tr/turk-doktor-dunyanin-gozu-onunde-canli-ameliyat-yapacak</guid>
      <pubDate>Sun, 07 Jun 2026 17:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kanalvcomtr.teimg.com/crop/1280x720/kanalv-com-tr/uploads/2026/06/t-u-r-k-d-o-k-t-o-r-d-u-n-y-a-n-i-n-g-o-z-u-o-n-u-n-d-e-c-a-n-l-i-1349741-400777.jpg" type="image/jpeg" length="91252"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
